1
Yorum
4
Beğeni
0,0
Puan
969
Okunma

vazgeçmeden çağıramazsın suyu
burada herkes üzüntülüdür bir de, bulutlar da keder
çalınır kapıları arsız akşamların
maksat biraz kemik
köpek olmak normal iken
tehdistli sözlerden sonra uygun adım sıkıcı slav dil dersleri
şahane aşklardan da beterdir bilmemek arzu kıyımlarını
yüzüne boşalırken her bulut tatminkardır toprak
mutlu ayakbaşlarının uygunsuz okşanışında gece
üşümektir yorgan
kalp yakıcı bir fakirlik battaniye
tehlike altındayız, hem de büyük tehlike
kıyamet hissiledesi kadar yakındayken sesler de garip
bir roman da geçmiş olabilirdi
ya da küreselleşmiş bir cinsiyette
özgürlüğün tıpasında esir uygarlıkların kanlarıyla büyüyen yapay çiçekler
aşina kararan gölgesinde her kedi ürkek yaşama
neden bir daha istekler sıralanmadan önce
gidiyorlar, basit gidiyorlar ama
uzakta bazen daha iyi gidişler de tanınıyor
uzak yeşil, mavi, sarı ve cennet
düşlemekten yorgun miskinliktir bu kaçış
mozaiğin son parçası kalbin dilinde
ayakları yere değimiyor bulutların
yağmur sırılsıklam bir sperm gibi kuruyor teninde
dünya bir daha gece
ve gebe
henüz bir titreşim mevcut değil doyursun diye karnını beton
açıklık su da erimeden de güzel sineklerle beraber
isterse rüyalar bile gemiye binip gidebilir
kirlenirken emeğiyle artık kalmış insan
bağırış bir şemsiye altında
siyah, meczup resimlerde özlenir
her intiharın sevgilisi
nedensiz kokmaz mandalinalar
ve elmalar dişlenir
rütbe atlar asit tükürük içinde
sit rik kır tik artist bok
dizi çoktan bitmiştir
ağlamanın bile kutsallaştığı yerdir bu coğrafta
bu yüzden alışkındır insan çöplerden okuma yazma öğrenmeye
metan gibi ısıtırken çekirdeği şevkle yalnızlık
-biraz sonra buradan bir sıkıntı geçecek, biz yorganların altına saklanıp, nefesimizi tutacağız