22
Yorum
45
Beğeni
5,0
Puan
5380
Okunma
--yolum şiirden geçtiğinden beridir
denizin derelerden içime akmasını beklerim--
ihmal edilmiş yangınlar gibi
çıldırır adınla avuçlarım
sen bende çoğalırken usul usul
ne olur
ben bende ölmeyeyim tanrım
yanaklarımdan süzülürsün sonra
bir yağmur bahara sitem eder
masalar geceye kahır
nasıl da sarılmayı bekler
yokluğunun etrafında nefti cigaram
rüzgarınla dövülür yamaçlar
kaybolmuş aşkın bedeninden
ışıklar bu şehrin sahte yıldızları
hani sesin uzanıp düşüyor ya ardıma
içime çökmüş bir adam ve ben
yitirdiklerimizi alıyoruz aramıza
ve henüz emekliyoruz yalnızlıkta
ve yitirmediklerimiz doyasıya hüzün
denizin dinginliğiyle kanayan
yoksa buz mu keserdim sıcağında
aklımın kıvrımlarını voltalıyorsun bağıra çağıra
tinimi kemirir karıncalar
ölü bir denizci boğulur sesimin tınısında
içten pazarlıklı kadınlar tünerken dallarıma
tek tek sokak aralarına düşer yapraklarım
hüznün avuçlarına çekerken ömrümün çizgilerini
dili lal bir saki soluklanıyor gözbebeklerimde
tırnağına bakarak söylüyor o yosma kadın
gün batımlarını toplarken ellerim
damarlarımdan çekilecekmiş
alkol kokan kanım
kurumuşken toprak
çatlamışken dudaklarım
yavaş yavaş denizine çiseliyorum
avuçlarımda alınyazım
*
bilseydim aşkın söğüt dalı kadar kırılgan olduğunu
doğduğum günden bu güne
ırmağın haşmetine şiir yazardım
5.0
100% (42)