2
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
758
Okunma
ara ara
yukarıdan bakıyorum kendime
gülesim geliyor uzatmalı kelime
kuş yuvası mı ne
ondan sonrası siyah
yakaları asık
başımdan aşağı sağa sola dönüyor dizim
yerler kahverengi bitiyor
bitmeden dışarıya kaçıyorum
ne olsa da yazsam
ne söylesem de
gecenin yolları açılsa
fenerleri katlayıp cebime koysam
otursam saçma sapan şeyler düşünsem yine
ağacın ağzı var mı
kuşların çatısını onaran tanrı
yoksa her şey yalan mı
dünyamız döndükçe yanında mı taşır atmosferini
ağırlığım sevgi mi demek toprak için
yada
yorulup rüzgarların fısıltısıyla uyuya kalsam
diner mi sonsuzluğun çağrısı
uçmayı biliyorum
biliyorum açmayı çiçek gibi
kırmızı mı olsam solan sarı mı
gök taşları çarpıyor yoruluyorum
kağıda koyacak sesim azalıyor
uyanıyorum yıllar sonrasından kendime
duvarın eski neşesi
yeni sesi
tablonun kenarındaki örümcek ağı
dahil etsek bana ait zamanın büyüsünü
ressamını sevindirir miyim gök yüzünün
hayır
bana ne
olmuş bir kere
beyaz bulutlar kara dantel korkusu kara el
gider konar duvarlara
şarkılar söyler
duygu dediğin çabuk kaçan sinek
bir elinde kalem
bir elinde harflerle
aklındaki labirenti gezersin
çeşmenin sıkıntısı gibi dökülür sözler
aşağısı su
yukarısı coşku
ortası aşk
ayırt edilemez bir sonsuzluktur değişen
dilinin ucunda caz
bir başka damlar ağzına mecaz.