10
Yorum
17
Beğeni
5,0
Puan
1455
Okunma

Azarladığım bu dünyayı suya bırakıp
yudum yudum içiyorum
en karanlık, en bozgun
bir kesit gibi ölümden
bir tutku gibi aşktan
ve kuytulardan
diyorum ki;
tükürmek için kahrımızdan
acılığı eksilmesin ağzımızdan..
Oysa provasını yapıyoruz
son uykusunu uyuyunca bir hastanın
çekimserlik artınca
kahramanlık azalınca
durduk ve ateşi besledik
kuşları sürükledik...
Bak ne diyorum sana
ay ışığı penceresi
bir güzel insan sesi
beşer onar koparılan takvim sanki.
Bir yelkende kurutulmuş
güneş anısının
giderilmez akşamsızlığı
bak alanlara,sokaklara
köprülere,kiremitsiz damlara
yalanlar, ihanetler
karma karışık limanlar...
Yüreğim kıpır kıpır
yerinde duramazken,
bir karanfil olarak
sürer gider belleğinde
ve sen
pazardan kârsız dönen
köylüler gibi
şükrûnle oturursun sofrana...
Yazdıklarıma bakma artık
biraz soğuk, kar yağıyor
çılgın ve hüzünlü
birazda acımasız
sevgim acıyor...
Bir çoğumuz yaz teri gibi
kurudu ve geçti
kurumayan kan vardı
ölen çocuklarımızdan...
5.0
100% (17)