5
Yorum
20
Beğeni
5,0
Puan
1770
Okunma

kilitlenmişti hayat
düş ve gerçek arasında sıkışmıştı nefes
ta ki sen, yüreğimin ezgisini duyana dek
ayrılık şarkıları ölüme sesleniyordu
kirlendikçe batıyordu aşklar yanıbaşımda
zaman kayıp gidiyordu avuçlarımdan
dünya küçülüyor, çocuklar ölüyordu
her mevsim derin korkulara terkedilmişti
baharın ayaklarına vakitsiz hüzün dolanıyordu her akşam
zorunlu göçe savrulan kuşlarla birlikte
ufalanıyordu insanlık
ve yaşamak.. ahh yaşamak,
karda unutulan bir evsizin donmuş bedeninden ibaretti..!
...
ve bir gün, merhaba can dedin
günbatımı, yeni doğan bir çığlıktan
gülümsedi yüreğime
yalnızlık doğruldu yerinden ve gözlerime seni bıraktı
aşk hem taze hem de çok eski olabilir miydi
elbette..
çünkü ben, bir tek seninle duyumsadım aşkın gerçeğini
bir tek senin sıcaklığından
...
annelerin evlat acısını
ekmek kaygısıyla yaşamaya çalışan bir babayı
direnişin sadece temiz bir aşk’tan doğabileceğini
dostluğun kaybını
ve mücadelenin eşsiz yoldaşlığını
ve hatta
öfkeyle sevgi arasında çırpınan kardeşliğin o yakıcı tavrını
yağmurun güneşe özlemini
güneşin yağmurdan topladığı bereketi
her rengin eninde sonunda kendisiyle barışabileceğini
savaşsa savaş cesaretini
"başka bir dünya mümkün" isyanımı
yani coğrafyamızı yani dünyayı
en kısa tanımıyla,
gerçeğin düş ülkesi diye diye vazgeçmediğim şiir telaşımı
bir tek sen hissedebiliyor ve anlıyordun
iyi ki merhaba dedin canımıniçi
iyi ki cann dedin..
5.0
100% (17)