6
Yorum
31
Beğeni
0,0
Puan
2554
Okunma

o şehirin içine her daldığımda kalabalık bir kanaattı insanlar bana
o şehirden geri döndüğümde ise yalnızlık zanaattı bana
körden gebe kalan bir gecenin çocuğudur yalnızlık
bu cümleleri bırak ve çık gel
kül suyu toparlamış şehirlerin alnından
dudaklarımı boğarak akıyor bu şiir
gül’ü külünden belki
zayi bir makamın sırtı ile seyyaha dönmüşken yüzümü
yol aralar bir denli bir benli sayıklamalar
tamamlar cümlelerimi
kurduyla vurulur demişliğimden geliyorum
ve taze harf satan bir tüccarın emeğinden
sesi hırpalanmış bin şifa tasında hafızımın
soluğum kaynıyor kabımda
ıslığın pencerede uyandığı çocukluğum diyorum
bazı bazı hatırı kıvamında gözlerinin
sonra birbirinin sırtına yüklü birikintilerden toparlıyorum seni
ben hep oralarda değilim şaré
arada bir buralara da gel diyorum
aklımı devirmişken külün suyuna
şakağım ağına takılıyor işte gözlerinin
orada bir fikirli zaman ağzı kuyu
nicedir yankıyı aş ediyor zihnime
taşı damağımdan kopmuş gibi
ve seslenişi yol kokulu sevgilim
o benim mevsim olmadığımı zikreden
kehribar kokusuna eğimli zikrim
sefil bir öykü rendeleyip
yağmurla sunuyorum
zemin ağırlıyor beni
topuğum toparlanmış hani
kış gözlü bir şiir gibi
anca gözlerinle duyuyorum bu şehri
o rabbani
o yağmur sonu
tenha
bağışlıyor emanetini
şaré
bin telve yumağıdır gözlerin
e var gerisini sen düşün
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.