0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1139
Okunma
bir gece seni ararken düştün apansız koynuma
düşerken yüreğimin yorulduğunu hiç hesaba katmamıştım.
oysa her yorgunluk sonrası
nereden geldiğini bilmediğim bir umut deryası
gözlerimin içinde kendi seferine çıkıyordu
ve her sefer kendi içinde bir fetihti,
yüreğin penceresinden içeriye düşerken..
ve yüreğimiz her fetih sonrası kendi mecrasında
bir mezar taşı olmaktan ve bitaplıktan kurtuluyordu,
umudun, govendlerin ve binlerce yıllık yitmeyen
mutluluğun olimpiyatlarıyla kendi hazinesini ve kendi düşlerini kuruyordu.
öyle ki bu düşlerin içinde altın sarısı hazinelerden saçan neonlar
gözlerin içine bıraktıkları yaldız sarısı bir mutlulukla
yeniden depreşen ve zuhur eden bir benliğin
o inanılmaz geri dönüşüne tanık oluyordu.
yaşımın o en eski sevinçlerini tekrar tekrar yaşıyordu
yaşadıkça kendini ve tarihin bütün masallarını koynunda büyütüyordu
büyüttükçe büyüyordu,sığmıyordu hiç bir ovaya ve yankısı anka kuşlarına kadar sinen bütün dağlara....
şimdi bu dağlardan hüzün dolu bir ses düşüyor yüreğime
yüreğim çaresiz,çünkü;
yüreğim koynunda büyüttüğü bu aşkı
ve bu sevinci düşürüyordu.
düşerken ’’’her mutluluğun kısadan bir hisse olduğunu
ve her biten mutluluk bir umudu da
beraberinde götürüyordu kendi mezarlığına....
Diyarbakır/ekim 2013
5.0
100% (2)