5
Yorum
13
Beğeni
5,0
Puan
1680
Okunma

kanım çekiliyor damarlarımdan
Medeni duygularım ilkelleşiyor
kalleş bir kurşunla!
zaman kör
takvim sağır
şiirse çaresizliği oynuyor
işte bak
yine başım düşüyor anne,
Ethem yoldaşımın omuzlarından
çöküyorum gitgide..
dizlerimin dermanını hiç sorma
durup durup kırılıyor dizlerim Mehmetin gülüşünde
biz böyle değildik anne
böyle değildik..!
işte yine
cömert bir keder doğuyor şafak vakti.
Abdullahın penceresinde unutulmuş bir çiçek
buzul ülkesine çeviriyor gözlerimi
genç bir ölünün gölgesi daha
saçlarıma asılmakta..
uzanıyor ellerim Alinin sevecen yüzüne
içimdeki nehirler
adeta eski-şehirli
ve umut,
titrek hıçkırıklarımın koynunda sabahlıyor
ahh!
dar kaldırımların soğuk ve kireçli yüzünde
yumruğunu gökyüzüne kaldırmış bir baba
sarsılarak yürümekte..
ve ben
ucu yanık bir mektuptan konuşuyorum
ayaklarım kor
yüreğim kar,
an be an masum çocuklar ölmekte anne..
ne bayrak
ne kimlik
ne de toprak..
Ahmetin hayalleri tam yirmi iki kez vuruyor şakağımdan
düşlerim mi
düşlerim, kayıp bir cumartesi..!
ölüm ne ki anne
ve yaşamak şöyle dursun,
ben
sıcak bir ateşin soğuk ikliminde yanıyorum
eylül gibi
hazirandan hallice..
şiirime sesiyle yürek katan çok değerli dostum hasan karaşahine sonsuz teşekkürlerimle..
5.0
100% (14)