4
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
1214
Okunma

ahşap döşemeli bir yalnızlıkta gezinirken sessizlik
ben bir kadını sevebilirim dedim....
hava derinden enkaza dönerken
yüreğimi almış elime düşmüşüm sokaktaki bir geceye
kadının saçları zümrüt/ün yalancısı
ve biraz ilerde camekana dönük
sessizce anlatıyor dilenci yosmayı....
usulca yıkıl/sam diyorum
ay ışığıyla yanındaki kaldırıma
sonra vazgeçiyorum gökyüzünü/de alıp ardıma...
zaman sınırını çoktan aşmış
kendime dönerek su birikintisinin aynasında
kıyaslıyorum aşkla ve akasya kokusunun huzurunu
belki beklemeliyim
kadının rüzgarla geçişini
elimi uzatsam belkide tutarım
yada uzattığım boşlukta yumruğumu sıkarım....
beklemek en iyisi
belki bir yağmur yağar
yağmur buluttan doğum sancısıyla bırakır kendini
yüzümü çevirip gökyüzüne
bir damla görürüm ansızın
parlak ve diğerlerinden daha yağmur
ben gözlerimi kısarak
beklerim o tanrıça damlayı
yavaşça gelir
ve yüreğimin toprağına serilir
yağmurlu kadın
damlasıyla toprağın kokusuna
aşk olur belkide aşık olur....
açıklamalardan usandığım bir an
şiirin kısacık yankısında ayıldım
hüzünlü bir fotoğraf göz kapaklarımın ardında
ve yağmurlu kadın
sanırım bir başka yağmurda gelecek
yada bulutlara sürgüsünü çekip
imkansız adlı bir çağın ezgisini söyleyecek....
ardına kadar bulutlar açık
ve sonbahara uyansın yağmurlar....umudun tükenmediği bir damlaya....
5.0
100% (7)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.