5
Yorum
16
Beğeni
0,0
Puan
2219
Okunma

yazılmamış şiirleri düşünmeli,
kentin hapşırmasıyla, caddelerin anlık ölümlerinde
..
kimsenin yalnızlığına ait değil gece
duvarlarda kurumaya bırakılmış ıslak gözler
odalara saçılmış medcezir huylu insan manzaraları
tütün ağaçlarından düşen kurumuş gri yapraklar
birde olur olmaz şarkılara sığınmak aşksızlığın kaçağı olmak
kendimi bırakıp bir yol üstü motel rutubetinde
hiç kurulmamış bir kentin arka kapısından girmekti hayalim
denizin tuzlu sularıyla yazılmış evlerin önünden geçerek
hiç okunmamış bir kitabın sonuna koyulan noktası olacaktım
sonra bir ben daha doğacaktı şairin kalemindeki anneden
kaldırımlarda unutulmuş gölgeler karşılayacaktı beni
yabancı rüzgarın anlaşılmaz lisanıyla konuşacaktım onlarla
içimdeki çocuğun gülümseyişiyle merhaba diyecektim sadece
ardı gelmez düş bozukluğudur hayat, ihtimal öncesi beklemeli
zamansız çalan şarkıda gözlerimden geçerse martı sürüleri
balıkçıların küfürlü seslerinde bulabilirim acı ve kederi
bazen yalandan alışıyorum penceren görünen kutsal kente
pervazda eylülden kalma sararmış bir ayrılık oluyor hüzün
ardından camın buğu denizine demirliyor sevgilinin gözleri
yanağımda nisandan alıntı bir damla, soru işaretli bakıyorum
alabildiğine intihar, ihanet, suskun, düzenbaz resimlere
yani
rastgele çevirilmiş ömürlerin geldiği, kaybedişim belki
belkide yüreğimin cebinde sakladığım umuttur son çare
geri geriye akan bir kentin fark edilmemiş bir yerinde
hiçbir zaman üzerime oturmamış düş giysileriyle yaşıyorum
..
kendine yaşam kozalakları toplayan çocuklardı herkes
herkes kadar farklı, herkes kadar soyuttu somut ömürler..