0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1074
Okunma

Akşamın karanlığı çökünce bu sensiz kente
Bir kurşun soğukluğu yerleşir kalbimin en derinlerine
Ve usulca ıslatır kirpiklerimi, gözümden süzülen her damla
Bir şafak doğsun ister, gün artık aralansın ister
Yüreğimin eşiğinden sızan rüzgarlar dinsin ister
Güneşin doğmasıyla ısınır sanma yokluğunun yeri
Kanrevan olmuş sensiz tenimin teri
Zifiri karanlık çökünce bu lanet kente
Buz kesilir, hasretinin dinmeyen saatleri
Hani üşürya yürek, adeta buz kesilir
Bir yokluğun koynuna sarılıp ısınmaya çalışırya
İşte o zamanlarda,
Bu kente yağmurlar yağar, göğü delercesine
Ben o yağmurlarda ıslanırım sanma
Ben o yağmurlarda boğulurum sanma
Ben o yağmurlarda gökkuşağı olup doğarım
Sen’in bensiz dünyana
Alaca-karanlık çökünce sensiz bu kente
Bir hüzün yerleşir yüreğimin en kuytu köşesine
Sonra bu karanlık kenti ay terketmeye başlar
Yıldız’lar da bu kenti terketmeye başlar
Davetsiz bir misafir gibi yokluğun yerleşir
Şafağın sökmesine ramak kala
İbrahim DALKILIÇ ( 29/03/2013 // 22:25 )
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.