1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
1521
Okunma

Ellerimden düşüyor alkışlarım
Bakışlarım ıslanıyor
Ceplerimde birikmiş ıslıklarım
Sesimdir duvarlara çarpıp döner geceleri
Ve ayaz vuruyor her çığlığıma niceleri
Tekdir etmişti hani dili
Mumda yükselen alevin pervaneyi
Ateş yangın yeri
Kül yığını ateş
Pervane karanlığa sürgün edileli
Elzem değil eski sevdalar
Sönmüş ocakta ısınmıyor ellerim
Yüreğime ateş ektiğimden
Yahut yitirdiğimden beri
Kendimi
Terim kabarmış alnımda
Mühürlü dünya kelamına
Adını anmaya aşina dudaklarım
-Adını sayıkladığım
Adınla konuştuğum
Adını unuttuğum
Adınla kavuştuğum dudaklarım-
Aradığım eski zamanlara ait bir düş
Bir evin balkonunda ortanca çiçekleri
Demli çay tadı
Akşam komşulukları
Bir ev yapılırken
Toprağa ilk düşen tuğla
İlk mobilya seçilirken daha
Ve ilk kez alındığında bir fistan
İlk hissettiği şey belki
Aradığım bir” insanın”
Ve kelimeler gelir
Baskın yapar suskunluğuma
Ve gülümser dişlerim ağzımda
Ve kahkahaları duyulur duvarlarımın
Bu kelimeler kimindir
Sömürüyor fakat
Gün be gün
Ellerimle biriktirdiğim sermayemi
Sükût
Kalbimin duvarlarını kuran
Bir tuğla şimdi
Ölümümün ardından
Kahkahalar basan
Sandıklarıma
Foto: Ö. Ergin Yücebaş
5.0
100% (1)