4
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1613
Okunma

küçüktüm
dizlerimde düşmelerin izleri
yaralarım kabuk bağlı
bu kabukları koparan
helikopter böcekleri ellerim
dut
en çılgın yaz meyvesi
anneler gererken çarşafları
ağaçların altlarına
çarşafların yarısına dut düşer
yarısına çocuklar
güleç yüzlerimizle yayılırız
ikindi sofralarında
dudaklarımız ve tırnak diplerimiz
mor
plastik toplarımızı kaçırdığımız
yüksek duvarlı bahçelerin önlerinde
dilimizde efsaneleri mahallenin
top yutan dev cadısı bu bahçeye
kahraman olarak girmek hayalim
ceplerimde bozuk paralar
mahalle bakkalını turlarım
bildik markalar
mucize tatlar
satar sarı bakkal
ayakkabılarım yırtılmış anne!
babam yine gelmez mi evimize?
bu saçlarımdaki kurdele
elimdeki yoğurtlu ekmek
cebimdeki yalnızlık
sahi babam nerede anne?
kimin hesabı ödediğim hapishane önünde
ve bir gün
açıldı bütün kapıları evimizin
ve pencereler ardına dek
muştu kuşları kondu pervazlara
babam geldi!
babam geldi!
babam geldi!
kalabalık yığınlar içinde
öyle kalabalıktı ki babam
seçemedim ne kadarı "o" diye
kalın yorganımın altına
sinmişken gövdem
gelen adamı tanıyamadım
ellerim ve dudaklarım
mor
dut ağacımız nerede anne?
ayakkabılarım yırtık
saçlarımda kurdele yok artık
ve ben
ne zaman bir kalabalık görsem
dehlizlerde gizlenir gölgem
foto: Ö. E. Yücebaş
5.0
100% (4)