17
Yorum
27
Beğeni
5,0
Puan
1824
Okunma

dışarısı yağmur
elimde çay bardağım
pencerenin önündeyim
bir dal sigaram kalmış elimde
birazdan içimin en kuytularına çekeceğim
duman duman seni
dörtnala kendime
çocukluğumu hatırlayacaktım, senden başladım imkansızlığa
göğsümün bahçesinde yıldızlar ağlıyor ince ince
kurutuyor dilimi sessiz bir deniz
sabrımı tüketeli daha bir dalgınım
daha bir geçimsiz sarışın
bana eskimişim gibi bakıyor ay
dolunay insanın ruhunu okur demişti kuşlar
göbek adı hülya olan küçük kız
onun masalını büyütemediğim için bana küskündü
umursamaz gibi yaptım
yalnızlıkların yüksekliğine baktım
gerginliğimi öğütürken odalar, balkona çıktım
kirpiğimin ucuyla tanıştı yağmur sıkıntısı
durdukça çözüldü uçurum yaşım
helâlleşip ılık bir sızıyla
gelmesi geciken bir sevgili gibi sevecen bir düşe yollandı
sözüm aklımda hapisti
gözlerim çocuktu
kahkahalı yerlerini düşündüm, ağaçlandırdım parkları
yüzlerce dansın elemi terketmesiydin
ayaklanmaya çıkmış yazgıları topladım
dedim ki, dudaklarında birikmeli esmer adamın
bir isyanın karanlık örtüleri yırtan utanmazlığıyla
bin asırlık cinnetim çırılçıplak sana baksın istedim
aklım göl diliyle konuşuyordu seninle
çocukluğun duydu
çölü yapayalnız geçip beyazlığımda durdu
son sigaramı yakarken çözdüm ruhumuzu
ben bir göle, sen kitaplara saklanmıştın
kuytumuz fısıltıydı, gövdemiz fırtına
kendi kendini tüketirken dünya
bakir bir hüznün komandolarıydık
ve elbette hafızamızdaydı nilüfer kokusu
gel, sarıl bana
çocuklar şarkısız diye
bak nasıl sessiz gökyüzü
suyla birleşirse şiir, anlamsızlık unutulur
konuştururuz sonsuzluğu...
5.0
100% (32)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.