27
Yorum
77
Beğeni
5,0
Puan
789
Okunma


ne dersin
sessizliğin çarpıntısına
gözlerimdeki uykulu bekleyişe
meğer kimse, beklemiyormuş kimseyi
ama kuşlar!
ne dersin
göğe, denize, yağmura, düşe
dağı ziyaretten dönen şu buluta
atların koşarken söylediği şarkıya
bir deniz fenerinin yalnızlığına
sımsıkı sarılan uzaklıklara
fırtınayla kopan yakınlığa
meğer, ağaçta hoş tutmuyormuş dalı
ama kuşlar!
ne dersin
topraktaki acıya
gökteki çırpınışa
gıcırdayan yataklarda inleyen ruhlara
idrar örneği verip, ayakkabı numarası öğrenenlere
meğer, aptallık kanserden daha ölümcülmüş
ama kuşlar!
denizlerin bile çekip gidesi var
açıklarda yağmur dinmiş midir
adımlarımda çıt yok, buradayım
düşlerim kaçmasın diye pencereden bakıyorum
ama kuşlar!
şarkılarını bir bir kapatıyor şehir
suskunluğum garezim gibi karanlık
ey gece! bedduaya ihtiyacın mı var
uyandır içimde kaç rüya varsa
sevdiğim erkekleri öldürüyorum her gece
hepsinde rıhtım kokusu var
susss!
benim için mucize getir
üstüme bir kahkaha at
cenin halinde kıvrılıp uyuyayım
bir çiçeğin dibine gömeyim göbek bağımı
yılların hesabını parmaklarıma soramayacak haldeyim
tozunu siliyorum takvim yapraklarının
ama kuşlar!
h’içlenmemi bekleyen o sessiz peron
odanın ortasında
kapısı ardına kadar açık bir tren
binip gidesim var
bulur muyum acep küçümencik bir güneş
bak bu umut,benim gölgemdir, tanı
çünkü kuşlar!
bizimkisi hayaletlerin hayallenmesi
talan edilmiş bahçelerin elleri üşüyen asmalarıyız
şarap sunalım mı, ne dersin içimizdeki ihtiyara...
5.0
100% (25)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.