2
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1148
Okunma

Sokağımızda kuzu bağırsağından poşetler görmüşler
yalan söylemişler
kansız bir sevişmek, ne kadar bizi anlatır
bu sefer bir ömürlük yara bırakmalı renkler
ısırırsın, orası iman tahtasına giden yoldur
sanki kutsal mekanı dişlerinin, ıtır ıtır
tükürdüğünde morlaşır
arzurum ketesi ellerinin tuzu
az kalsın kıtlama hayal kırıklıklarını unutabiliyordum
ne kadar sevmesem de bizimdir gelenesekler yanılgılar
yorganın içinde çırılçıplak
poliüretan kokar nefesin
başın döner, yorulmak yıkanan duaların amini
’bırak beni, bu kaçıncı sefer
sanki mübadele yıllarından kalma bu haller
şu çıkardığın siyah çamaşıra kadar
konfeksiyon atölyesinden ucuza çıkar’
sayıklamalarının hesabına, tutmam gerekir ellerinden
nefes alamıyorsan dudaklarını bana bırak
gözlerin kayar
en ıslak taraklar saçlarından kayar kağıt arası mızıka konserimde
kalbimin içinde uyuyan küçücük kalp ağrıları hülyalanır
ak bir yüz kalır gözümü kapatmadan önce
azar azar Acaristan’ı tutamayız sayıklı kasılış kesintilerinden
cümle kurmamı elbette bekleme
çarşaf
dilini gördükçe dağılır maviliklerinde
hiçbir şey aynı harflerden sevda yazan tüylerin kadar memnun kalmaz
batan kaptanın
sakallı oğullarını nöbete çağırdığım sürünmelerim gibi
boğazına tırnak atar kaportacı ellerim
at kişner
sahranın bahtsız bedevesi olur tam da o vakit
sırtının yamasında bir doğum izini bebekler pembeliğin
emekleyen gümüşün mısır tanrısına şirk koştuğu sancılarda
sezara taraf tutulur un beyazı göbek mahallesi
tuzsuzdur, kanını beklerim usul usul
sevgilim
en ereksi ibn setrinde gözlerin kaybolur
erkeksi bir sarılmaya çekersin bileklerini
bileklerin ney kafesi, aşkın çektiren damarı
bilemez kadınlar, anlamazlar, kabul edemezler
her kadın da aslında bir travma eseri
murat nehri donmuştur artık
hangi tünele bakınsam, griye boyanmış asfaltlar pembelenir
ışıksız daha derindir göğsünün delişmen kutupları
hep kuzey, hep kuzey erkeğim
az ar tebaa için şerhidir
üşüdüğün o an, kokun beyz alanır iken sürmen misali
kahverengi gözlerin frengi hırıltılarıma merhem gibi
alamazsın artık kaşlarını çatık kaşlarımdan
bir kaç kat sayı öpücük liğmelenir kağıdıma
meramistanda fistansın iliklerime değin
komşularımız hep iyidir aslında
ne fes takılırsın saçlarımda
ş ah dam arında kanatlanır kuşum
akar bulutlar
yakılır eski fotoğraflar
kusulur o çok ekşi şaraplar
di şehla mi tinin uykudan sevişgenliğinde
lanetlerim sevişmekten başka nakaratları
uyumak dışında
bilsen de farzdır seviyorum demek
görmesen de ellerimi kasıklarında
bu Sevgililer Günü mastürbesidir
en güzel hediye terlerken
miracle kılıklı sıvışganlar haramdır bize
uzatmaylım ki gomları patlattığımız hasret komalığında
öp sevgilim
öp koltuğumun altından
duracağı yok yoksa şu kancık dünya