8
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
1048
Okunma
Son Film
dolaba sıkışmış bakışların vardı
sonra çamura batıp çıkan bir ayakkabı gibi hüzünlü
ellerin, seni gördüğüm sokağı andırıyordu
bukalemun sevgilim
yüzünün aritmatiği alınmıyordu
dağlara şeker taşıyan tavşan gibi ağzın
aceleyle yağan bir yağmur gibi kıskacına aldığında
tanrı seni,
tanrım seni biliyorum sen aramızdan çekil
gibi giderdi bir tren bacaklarını sağa attığında
dur diye atılırdım raylara: gitme
önce çocuğumuzu emzir sonra sularız çiçekleri
sonra biletlerini kontrol ederiz rüzgâra benzeyen herkesin
herkes, denize benzeyen bir sudur
kurur gülüm, kurur ağzından yapışmış koku
sevişirken üstümüzü bir buluta asarız
sonra yaşıyor taklidi yaparız aynanın karşısına geçip
seni en çok kefeninle beğeneceğim derim
babaannemin ağıtları duyulur yan odadan
çıkar üst kata aklımızı yıkarız
buhardan şüphelenir annem
bizi yağmur duasına çıkmış karınca sanar
kaçar gideriz bakışının dolaba sıkıştığı o ayrıntıdan
sonra dudakların bir gece bende kalabilir mi, derim
demesine de tanrı buna çok kızar
tanrım, seni biliyorum bilmesine de
öpmek istiyorum o pak kardan alnından
kader çizgini bulmak istiyorum avuçlarından
ellerinde ne dağlar var bilirim
ne çok yol gitmemişsindir
göğsüme yapışan ayaklarından
yüzümüzün aritmatiği alınsa ne çıkar
buğulanmış bir tende sönerken yıldızlar
karşılar mı ay onları sabahları çaya dâvet eder mi
yahut şu mezarlarda şiir dinletisi yapmış bir yaprak var mıdır
ağaçtan düşer gibi düştüm çünkü ben hayattan
ağzım yüzüm felek kanaması
adını iç kanamam diye adlederim annem duymasın
dizimde kapaklanmış bir ruj lekesi
annem okumasın
gözlerinde sabun kayması
annem silmesin
ama annem seni bilirim,
tanrım gibi kalbin alev
üstünde sonbahar kızarır yanak eteklerinin
Chargall renkleridir şiirim
kedilerin akşamı nerede geçireceği gibi ümitsiz
kokar süt tenim,
ama seni biletini kontrol ederken kaybedersem
alırsa bir fırtına isimli haydut gövdemizi
denizin ortasında baş başa kalma ihtimalidir hayat
ölüme randevu verdiğimizi neden evden çıkarken unutmadık
yahut ayrılıklar yasak elmadır, böyle inanalım
gel bize inancımızı konuk ettir esrik zaman
yahut sen kapıyı arala: ardımıza bakmadan çıkalım
zaman tanrı gibidir böyle zamanlarda,
evinde guguklu saat besleyen yaşlı bir adamın
elinden düşürerek parçaladığı bir kuşun
ağzından, durun artık, cümlesinin evi tamamen sileceğini
nereden bilirdi ki yaşlı adam,
yaşlı adam gibiyim tanrım, ama çok yorgunum
tanrım gibi kalbim alev
üstünde ayrılık kızarır göğüs çevrelerimin!
Payanda
5.0
100% (12)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.