7
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
2130
Okunma

Nehir tüm çöl sıcağını öldürdü bir gece
Yorgun tekne kıyıya yanaşmadı hiç
Nehrin gözleri zümrüt
Fotoğrafçının zindan karasıydı
Kalabalık şiirler kum gibi serpişirken ortalığa
Fotoğrafçı zehir gibi şiir kokuyordu
Yağmur gün boyu ağlayınca ters gitti yollar
Hey Fotoğrafçı!
Kalbiniz parmaklarınız mıydı yoksa
Dökülürken karelere mahçup muydunuz
Palyaçonun güleç suratı altındaki mutsuzluğu
Dingin rüyalarda görür müydünüz
Ağınızı unutur muydunuz ara sıra
Aşağı tükürdüğünüz bina deniz olunca
Ben unuturdum
Hepsi kadar biraz var bıraz yok
Biraz az biraz çoktum
Ege denizi yüzünüze dalga yollar mıydı aniden
Ah bir bilseydiniz bir kere daha görmek için der miydiniz
Ben derdim
Hepsini derdim ben
O kaçtığınız şehirde yaşıyordum çünkü
Gözlerim de aynı kaldığı gibi kocaman ve griye bulanıktı
Ben çekmeye çalısırdım mutlu anları
Öyle kumdan kaleler yığılırdı kalbimin ustüne
Kafeste nefes almayı başarır mıydınız siz
Limon gibi sararıp kurur muydunuz
Ben hepsini yapardım
Ne kadar çekmediğiniz fotoğraf varsa hepsini çekerdim
Ağlamazdım ama
Hiç ağlamazdım ben
Hey Fotografçı!
Biten hikayelerin fotoğrafı lazım olur ara sıra
Çeker misiniz
Peki çektiniz diyelim adını ne koyarsınız
Dokunabilir misiniz onun ruhuna
Ben dokunurum adınıda bulurum
Herşeye rağmen mutluluk derim ona
Hey Fotoğrafçı!
Siz aslında gökyüzünü seversiniz biliyorum
Yıldız sevmek yerine yıldız olur sunuz gecede
Ben en çok o yıldızı severim
En uzak en parlamayanı severim
Duyuyor musunuz Fotoğrafçı
Tanrının gitmiş olduğu bir zeminde
Fotoğrafçı da kalmazdı zaten
Herşeyi bilir misiniz kehanetlere de inanır mısınız,
Birgece ege denizinde boğulacaksınız o halde
Ben tutacağım kolunuzdan ve alacağım makineyi elinizden
Boy boy fotoğraflarınız olacak
Birde bakacaksınız ki fotoğrafçı ben olmuşum
5.0
100% (14)