3
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1434
Okunma
Katli vaciptir ayrılıkların
Sus ve dinle!
I
Takunyalarıma dolanmış çığlıktı gidişin
Caddelerin ıslaklığı şahittir.
Koşar adım geldim peşinden
Sırılsıklamdı bedenim
Kalabalığın içinde yapayalnızdım
Ayağı aksayan çocuk bile ağladı gidişine.
O an
Kırdım dizlerime yere
Sol yanımda fırtınalar koparken
Dudaklarımın titrekliği yasındır.
Sessizliğimin Şubat ayına düşmüştü gözyaşlarım
Avuçlarım kırağı çalarken gidişine
Dilim yeni ağıtlar çalıyordu buz tutan caddelerine.
II
Dinle!
Güz kapıdadır Temmuz sıcağından yoksun
Lodosun iniltileri peydahlıyor başucumda
Vakti değildi bedenimi yerle bir edişin.
Gülüşlerimi sandığıma kaldırdım
Tavan arası sessizliğinde çeyizlerim.
III
Şimdilerde sır saklıyor gözlerim
Kirpiklerim yağmur ağlıyor
Ve dudaklarım rutubet kokmakta.
En sevdiğin çiçekler bile açmıyor penceremde
Esmer günler oturuyor saçlarıma
Gidici değil bu kez.
IV
Mucize dile bana!
Güneşi saçlarıma bağışla ki
Ekin koksun yarınlarına.
Gözlerime umutlarını terk edip
Yedi zindanına sakla namahrem ayrılıkları.
İstanbul, onu da gerdanıma bırak
Yeniden doğsun taze toprak kokan bahçelerinde.
Gelişin yoksun olsa da kadınına
Umutlarını küf kokan tavan arasına sakla
Olasılıkları imkânsız kılıp
Ara sıra uğrayıp mucizelere dalarım.
/Rutubet kokan dudaklarımı yaslarım duvarlarına
Umutlarım senden ç-aldığım yarınlarım ne de olsa/
İste!
Sıcaklığına özlem duyan bedenim yarınlarındır
Çocuklarındır düşlerim.
Bir gece de olsa
Mum kokan avuçlarımı dudaklarında bırak
Ne de olsa rahmimdedir gidişin
Gecelerce sayıklarım sensizliği
Şubat ayının ayazını saklarım avuçlarımda.
Aklanırım yas tutan çocukların kahkahalarında.
2009/2011
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.