3
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
947
Okunma
pencere önünde yarım bir poğaça buldu güvercin;
beraber yiyorduk...
…belki de o hapisten hiç çıkmamalıydım
demir parmaklıklar arasından her şey daha güzel gözüküyordu
senin hasretin, senin yokluğun daha güzeldi
kuşlar, ağaçlar; sahilde dolaştıklarını bildiğim sevgililer
daha masumdu her şey
bir manası vardı hepsinin
sensiz kalışlarımda içimde büyüyen senin;
daha bir sürü sahip olamadığım şeyin.
kanıtlanmış bir suçum yoktu elbette,
ama yaşamak istemek bu ülkede çok büyük bir suçtu.
-Tabi ki kimseye anlatamazdım bunları!
Zordu her şey;
başarmak için durmadan koşmalıydık
ama nefeslerimizin kesileceğini bilmiyorduk.
Sorumlu tutulduğumuz bazı adı konmamış ihtiraslara sığınmıştık.
Zıpkın sancısı yüreğimizin bütün çıkış yollarını kapatmıştı.
Karanlık
ve bir o kadar da yalnız kalışların yüreğimize değişlerinde
ellerimizin göçmen kuşlarını azat ediyorduk cennet cennet.
Elbette gülümseyebilirdik;
hiç olmazsa yanılabilirdik daha makul bir yaşamda.
Bu yüzden ne kadar söylensem boş,
ne kadar unutmaya çalışsam, yüreğim daha bir loş!
Bu yüzden ‘’Hapset!’’
cemrelerin kaza geçireceği bir mevsim için;
tüm aşkları ilikle geçmişine.
Yok saydığın an gözlerini,
bir ilk olabilir diye belki de…
ve düşün uzunca,
ihtilal akşamı sokaklarda karaborsa aşklarda gülebilirmiş
hem de bu sefer fahiş olmayan fiyatlardan başlayarak
en temiz sayfada!
5.0
100% (9)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.