4
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1096
Okunma
birkaç dişi yontuyorum saçlarından dalga dalga
cüzdanımda bir alman markı kadar nafile çaba
battaniye üzerinde bacaklarımdan bir dal odun
az çok sabah olduğuna dair terlemelerde bir kuş
içimde yılgın bir roma prensinin gözyaşları
uzamak kadar kısalmak da hakkım birkaç dakika
önümde yaşlanmış saçlarıyla bir kadın gölgesi
cadılar bayramında taş atıyorum balkonsuz evlere
denemek de güçlük çekilmiş bir gece kadar naif
senin gözlerinle başlamak kadar güzel her yeni güne
avuçlarımda kan damlacıkları sana ait yüreğinden
içimde havayı kirletecek nefeslerin heyecanı var
deliler kadar güzel hiç aldırış etmemek büyük cahillere
o denli mızrağımın ucunda kesilmiş zeus tırnakları
sinema salonunda ölecek kadar yorgunum yarına
ama olmayan bir hayal kurmak da üstüme yok
cesedini çiğneyip yalanları parçalıyorum uygarca
soyumuz kadar şanlı tarihimiz direniyor balıklarda
balıklar denizin özgür sesli çocukları hala dünyada
senin yüreğinle kanamak kadar asil bir angarya
sonra ellerimi sayıyorum sen öpülünce kuşlar gibi
bu bir tepe bu bir dağ bu da acayip bir renk olmalı
batan eski dostların çizme yalayan siyahlıklarında
koynunda gezen yılanı tarif edemeyen garip kadar
meçhule yazılmamış mektuplarımda bir ıslak lokma
kavun çekirdeklerinde ürperen gecenin dolunayı
mısır haşlayan tezgahında rengarenk azim fotoğrafı
usul usul yan masada oturan genç bir kızın lensleri
aldatan güzelliklerinde şeytanla beraber makyajlı
romatik komedi sanıyor kelime çelebi sana sevgimi
ıslak ellerinle siliyorum oysa bende ki gamı kederi
ve kader kederin de ne kadar yakın bir arkadaşıymış
senin hatrına çekiyorum bütün bu sonu yok hasreti
5.0
100% (7)