7
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
1846
Okunma

ağlıyor musun
daha ağlıyor musun
uzak mısın
hala uzak mısın
karanlık mısın
yine karanlık mısın
unut-a-madın mı
hiç bir zaman unut-a-maz mısın
yüreğini ne kadar eskittin
düşlerinde ve düşüncelerinde
Sevinçlerin şüpheyle yaşandığı bu yüzyılda, hep kavga düşünürken gözler
çaresiz Tanrılar vardı. Verecek cevapları yoktu...
onun dudaklarının kıyısındayım
asırlar evvelinden beri oradaydım
varlığımı farketmesini bekledim
orada büyüdüm ben
bir yaban kuş gibi tüneyip dudağının kıyısına
sarışın sesimle onun damarlarını çağırdım
ruhumun ona tutunan sabrıyla
bekledim mavice ve kıpırtısız
onun yüzünde yalnız istasyonların rüzgarı
alnındaki çizgilerde dinlenmeyi unutmuş kervanlar var
aydınlığımın bir demet karanfil kokusuyla
umudu hatırla-t- ma arzumla dağıldım hücrelerine
kalbine bıraktım kendimi rüyaya bırakır gibi gövdemi
kimsenin bulamayacağı ıssız şehrini yurt belledim
kayıp kentinde çocukluğumuzu aradım
unutulmayan masalların dibinde onunla uyudum
acımasızlığın gerçekliğinde onunla uyandım
savaş arsızlığından dünya eksildi gözümüzde
kan kadar ağlamaklı ve çaresiz
onun gibi Tanrıya söylendim
çoban kavallarından yankılandı
her yüzyıl biraz daha uçuruma benzeyen şarkımız
yürek toprağımızın susuz kalmış sesi
biliyordu nedir tükenmek
dünya denilen siyahi öyküde tüm çocuklara
onunla beraber beyaz şiirler yazdım
karanlık içimizi kemirirken onunla sustum
onun dudaklarının kıyısındayım
asırlar evvelinden beri oradaydım
elimde mavisi soldu solacak bir bulut
güneşe hasret uykusuzluğum var
kırdım dizlerimi asırlardır bekledim onu
onun dudaklarının kırlangıcıyım
hiç söylenmemiş göğe b-akan şarkılarım var
yüreğine çiçek desenli bir ümit damlatmak için
öpüşleriyle kutsaması için kırk yıllık şarabi yalnızlığımı
ismime can verecek nefesini bekliyorum
5.0
100% (16)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.