16
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
2436
Okunma

Dağ kırığı esintilerle yaklaş bana, üstüme devir seni
Altına al yağmuru üstüme ser seni…
Hayli zamandan sonra
Bugün dokundu seyrek ninni saftan iniltilerime
Küllük doldu sonra duruldu an… İmtihan dedi
Leblebi sarısı peştamal sarıldı göğe
Sıvı yalnızlığımı tasalandırdı
Akıntılarda Dağınıktım
Dargındım yar soluğuna
Kundaklı zencefil kokulu tütsü
Ten ayrığından süzüldü süzeğime
Ömre göz, göze payam tenhada özrümü üzdü
İnci, incik yaşantı tokluğu yokluğun
Aşk’ı naz oldu duruşun, keyfimde itinalı bekleyiş
İlk kitabı yazan, hitabı zorlayan, başka bir kitap okumuş muydu?
Alçı kaplamalı zihin, kaçıncı çatlağında fikir üretmişti
Yar dudağındaki kıyık acının sancılı zarı
Bakıldığında bir hayli dağınıktı
Akıl takılıydı halef’e, selef’e
Susuşunun entarisi çekilmişti geceye
Vakit ile Tevfik
Alıntının ve alınmanın resmiyetteki solgun yüzüydü
Sandık kılıfı andıklarını saklıyor göğsümde
İliştirilmiş varlığımızın, inceliğinde sızıntı
Aramızdaki ve arkamızdaki aklanmalar
Seyirdeki sanı ve sen beni tanı
Sonra duruldu, durdu o
Öteki koştu tutkuyla oklandı aşk yasaktı
Kenti zarif kendi Arif’imiydi aşkın
Sorgulu ikametgâh soluğu sokağım
Suçlular ağrılı uyanıyordu ağırlandığı yerden
Kimse soluk aralarıma bulaşmıyordu artık
Bağrım aç çocuk eklentiliydi göz uçlarıma
Uçuk anlatımlarım solutulmuştu çengili susuşlarına
Her baharın korktuğu yağış
Zeminden tene yaklaşık kırk ihtimal
İki tenha kuytusu gözlerine varış
Kendi iklimine yarış, sen ara aydınlığıma sıkış
Göğüste yakarış, uyanıklığıma doğan sen olduğunu sanış
İşte bu büyük yanlış tevbihimde salınıyor
Emir iliklerime mukaddes bir sancı eklemeli
Üstümü örtmeli
Küfrüne sığınmadan senin
Öykünde ölüyordu tenim, terim
Sığıntılarımda kentliyim
Korkuyordu sığınmacılar
Öykü bitiyordu sen gidiyordun
Sığınağım ürküyordu…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.