6
Yorum
3
Beğeni
0,0
Puan
1552
Okunma

Yürek içre
Hûn akar soluklardan kurşuni ağıt
Filizlenir ummanlarda kimliksiz düşüşler
Köz rengi bir çığlığın keskin soluğunda
Dermansız ve takatsiz susar çare…
Su zehir tadına bürünürken
Katran karasıdır her nefes
Çiğer kanatırcasına onulmaz divaneliğin eteğinde
Tüner göz bebeklere efsuni imge
Sâlâsı duyulur gibi yürek sızısı hükmünce
Müjgâna asılır bir çift gözyaşı inatçı karanlıkta
Sır saklı gülüşlere usul usul d/okunurken hüzün
Kül dilinden kor ağrıdır şair kelamı…
Gözyaşı menekşeye benzeyen bir damla sızlanır gamzede
Hasretin kıyıları aşınır aheste
Düş yolunda aşınmış anılar oynaşırken müjganla
Bulutlar üşüşür umutlara farîza
Sağanak göçlerde
Tesellisiz sus puslar gam zede iken
Şariler seslenir topyekûn sebebine...
/Ah Melâl,
Zifir gözlerime değdi değeli
Siliktir gölgem
Hüzünse alnımın nişangâhı
Şakağımdan içime ağan biçarelikler varken
Yaz günü sırt versem yeşile
Çelimsiz güneşler ve Kekeme mevsimler
Zemheri döker
Bozguna uğrar harfler
Öyle ya gül tutan el kanlı dikenli
Susayım melal kurşunun kömürüne
Susayım tarihin sığlığına
Nasılsa akşamın kederi değecek birazdan kalemin dudaklarına…./
Vuslatın şirin sözleri değdikçe Zühre telaşlara
Sol yana mühürlü Tahir’le
Rahşan-i sıfatlarda dirilir melâl
Serde yaşamak varsa
Şair ilmince
Dudağa üflenen yürek rüzgârlarından
Asumana ramak kala
Berzah düşüp sayfaya
Çekip şirazeyi geçmişin sayfalarından
Zamanı akrebiyle gömmeli kara toprağa…
Müteessir olmadan…
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.