2
Yorum
0
Beğeni
5,0
Puan
1006
Okunma
O gün elimden düşerken ellerin
cebine atıvermiştin elini
sıkışmıştı yüreğin
çantandan çıkartıp ilacını
çekmiştin derinden
yakıvermişti gidişin
ay tutulmalarında sebebi sen olan güneşini
gözlerinin rengine damlarken gecenin karanlığı
saçların misafir ederdi kokusunda okyanusları
anlaşılmadık duygularda
şekersiz bir kahve kadar acıydı liriksiz düşseliğim
gereği olmayan edebiyatında
gereği düşünülen bir umut dolmuştu
ellerine ellerim ellerinden düşerken
mavi kanatlarında
deniz rüyasında şiirin
eyleminde bu şehir yanıyordu her gece bir daha
bana düşmeyen sana da düşmez şehrin sönük ışıklarında
o gün yakılmıştı kilise önü mumları
bir adam kaldırım taşı misafiri
ömrüne bedel hayali bir defa daha kalsan diye
çakıl taşı hikayeleri
yaprakların hışırtısı
ve bir ses duyduğum yine
senin olabilir diye her gece
düşüverdiğim kanatsız meleğimle
bildik bir ses ile yeniden
önce ellerin kapatırdı yüzümü
dumanında hiçbir sese değmeyen dağların ardında bir yerde
inceden damlamaları var yağmurlarımın sensiz kaldığı şehirde
ve
şimdi
önce ellerin düşüyor
ellerinin sesi geliyor aklıma
toprağın bağrında ana dolu ellerin
öpmek için titrerken dudaklarım
bir defa daha kalsam diye yanında
dalgaların uzatmalı ömrüne birkaç saniye
coşkuna ait masal ile misafir oluyor
artık ellerinin düşmeyeceği ellerim üzerinde
...
5.0
100% (13)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.