8
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
1670
Okunma

Bağdaş kurmuş acılar yan yana,şiddetli ateş
hangisine yanaşsam iki büklüm yanan bedenim
yutkunurken bir bir boğazıma düğümlenen hıçkırıklarımı
boşalırdı ışığı sönmüş gözlerimden kanlı yaşlarım
rüzgarın uğultusun da kaybolurdu sözlerimin anlamsızlığı
kaderin demir pençesine takılırdı,düş kaçağı hayallerim
“Sabır” derdi tılsımını yitirmiş sesim
içimin yılgın her şeyden bezmiş yaşam çığlığı
adım adım süründürüyor karanlıklarının dehlizlerinde
her kayboluşumda tarifi imkansız bir korku sarıyor
dehlizler gittikçe artıyor ve ben ürperiyorum
omuzlarım bir gözyaşı kütlesiyle eziliyor
ve o çığlık guguklu saat gibi şaşırmadan çalmakta
kamburu çıkmış yıllarımın vebali ağır
üç beş sadaka niyetine es geçmişim isteklerimden
keşkelerim virüs gibi çoğalırken,direncini yitirmiş umutlarım
sarı bir mevsim düşer ömrümün yazgısına
dağılırım
karanlığın ilmeği dolanır boynuma
nefesi kesilir baykuş ötüşlü uğursuzluğumun
ellerimin içler acısı sefaleti gülümser hain hain
mutluluğun bu aç seslenişi büyüdükçe
kurban veriyordum ruhumu kendimden uzaklaşarak
her şey anlamsızlığın içinde eriyip gitmekte
bir yangın alev alev umutlar yanmakta
canlar mavi bir alev göğe uzanmakta
elem veren bir yangın manzarasıydı bu
yıldızlar yere inmiş ağıt ağıt ağlıyorlar
bir yıldızların sesi birde yüreğimin dinmeyen feryadı
sac üzerine vurulan çekicin gürültüsü gibi
çın çın çınlıyordu sağır kulaklarımda
bu ölüm yangınında paramparça çıkardılar beni
işte saçım, cam keskini bakışlarımla gözlerim
işte
sonunda susmayı öğrenen dudaklarım
bakın! işte orada her şeye inat atan kalbim
ve usumun cinnet geçiren gülüşü
çıkardılar beni ya artık ömür ellerimde kanlı bir verem
Güz Yaprağı sancısı
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.