0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
1453
Okunma
kim sundu bu yaşamı
ekilen arpa buğday mercimek değildi
kursağımızda yer açarken üç kuruşluk lokmaya
bire kaç verdi ekinler
ekilince ihanetler
kaç arzu insanları sürükledi yanlışa
kaç yanlış bir doğruyu götürdü
yüreği-gülümsemeyi
ve tanrı vergisi umudu
son günlerine kadar yaşatan bir lokma sevinç
kör kuyular içinde
köleler gibi diz çökmüş umutsuzluğunda saf
birdenbire erişilmez derinliği seziverince
tüm yapraklar buzdan bir bıçakla dallardan ayrılıverdi
ölü duygular topluluğuydu
ayaklar altında çatırdayan
yarı uyur -yarı uyanık
yorgun ve uyuşuk
işten yenginin unutulmaz anları gibi
yapışmış kapılara gayrimeşru çileler
ellerinde acının paletleri
yüzleri kadar karanlık
bakışları kadar ürkek
kampanalar yankılanıyor yüreğimin yarıklarında
yüzümde acının evreleri
yıllar ve yaslar hepsi birbirine benziyor
çabalarımın bütün güçsüzlüğünü hatırlatıyor bana
kaygıyla her şeyin hiçliğini söyleyen
o dokunaklı ezbere bildiğim ezgileri
kaç kez dinledim
ve her defasında kaç kez kederlendim kim bilir
ne göğsümde taşıdığım fukaralıkla mağlup
ne üstüne konduğum mirasımla mağrurdum
adı yaşamaktı işte
yol boyunca yetti onurum
düşünüyorum yalnızca
titreyerek yanıyor, elimde geçmişe dair birkaç mum
eriyor umutlar
yaşamak o denli
yüreği taş döşemeli
yollar kaldırımlar çırılçıplak
21 / 03 / 2010 / N_Erol
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.