46
Yorum
9
Beğeni
5,0
Puan
6132
Okunma


En bilinen boşluktu içine yalnızlık koyulan
ötelenmiş yüzlerin alacakaranlığı düşmeden gökyüzüne
hissedebilirsin gözlerindeki rengin değiştiğini mevsim misali
ne ayak sesleri kalmıştır ne de ellerin çatlak izleri
soyunmadan giyilmez gerçeğin ters yüz edilmiş elbisesi.
“sevmek eski bir alışkanlıktır”
soğuk ülkelerin yorgansız düşlerini örttüğünde
çoğu zaman insan
eskici seslerinde çınlar;
sevgiler var
aşklar alınır
ikinci el naylon duygular…
….
selamsız sabahların güneşinde günler kimi arzular
yol boyunca ayrıkotu çalı süpürgesi hayatın;
derdi kırmızı elma çalmak değildi
ne kokusu vardı dalınan ağaçların ne tadı
düşmeden önce sevdaya gönül
yasak bahçelerin eli en çabuk hırsızıydı…
öylesi kendine yabancı kimliklerle yaşadı yüzler
giydiği kalıp ya dardı ya enli
hak görürdü her bala parmak atmayı
içini rüzgâra tutmadan önce silkelendi
devşirme ağacında kaldı t/adı.
iş bu dizelere düşeli düşünce sayrısı
içine sığmayan gülüşler birikti
bir kez öpse doymayan arsız sevgiler türedi
uyanık rüya kabusa
yaralı yürekler cüzzama bezendi.
eksik anlatıdır artık antik bir duygu
sevdikleriniz nerede
düşlerinizi kimler çaldı
gözleriniz neden yalan renginde…
öyle bir renk çaldı ki gökyüzüm
artık gökkuşağıdır her renk
ve sevdiği kadardır insanın ışığı…
5.0
100% (29)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.