24
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
3492
Okunma

Durup durup yanıyor küçük ağaçlar
ayaz karışıyor çiçek saçlara
kendine karışık sokaklardan
puslu camlardan bakıyor eski perdeli evler
solgun güneşi öteleyip arsız sızı
ışığın sızan yerinden süzülen
bulutların gözlerinden çalıyor çisentileri
buruk zamanın eğirdiği nakışlara bakarken
kendine vura vura
içini acıtıyor saatler…
imbikten süzülüp yokluk suyu
çocukluk yerlerini yıkıyor;
şeker yiyen dudaklarını
ve gülümseyen yüreklerini
en çıplak yerlerini acıtarak
arınıyor zamanın gözlerinde hayat…
Balat sokaklarına alışık hüzünle
hatırsız ruhlarıyla dikleşiyor yokuşlar
köşe başlarında karılıyor siyah beyaz azlık
ıslak rüyalara uyanan küskün sabahlarla
ekmek kokulu sıcak yüreklerinde
avunuyor insan yanları…
suskun dillerini söküyor söz
tel tel saçları hayat dağınığı
gözleri kurum karası
sık kirpikleriyle
Balat kızları geçiyor sokaklardan
taş basamaklara yaslanıp oturan
düşleriyle oynuyor gölgeler…
kimsesizlik avlusunda
çaresizlik çanları!
sonrası sakar söz yağmuru
kayıp ada misali
göğüslerine dolan rüzgârla
Haliç gözlü kadındı her birinin yüreği…
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.