1
Yorum
2
Beğeni
5,0
Puan
49
Okunma
ÇİLE
Bir fırtına koptu göğsümün sol kafesinde,
Dünya konfor derken ben bu yangına düştüm.
Herkes bir huzurun peşinde, kendi sesinde,
Bense kendi benliğimden vazgeçip sana eriştim.
Aşk dedikleri şey rahat bir uykudan ibaret değilmiş,
Rahat yataklarda, tasasız sabahlarda aranmazmış.
Meğer kalbin olgunlaşması, diz çökmek demekmiş;
Yanmadan, pişmeden bu ham ruh aşka yaranmazmış.
Sormasınlar bana neden hüznüm yüzüme vurur,
Aşığın tebessümünde bile gizli bir sancı vardır.
Dışarıdan bakanlar bu derdi bir uğursuzluk sanır,
Oysa bu dert, içimdeki benliği yıkan en kutsal hardır.
Şeytani bir his olsa, insanı kibirle doldururdu,
Büyütürdü bencilce "ben" denen o karanlık dağı.
Oysa aşk, bendeki gururu bir hamlede kuruturdu;
Sadece "sen" demekmiş görebilmek baharı, bağı.
Aşıklar çığlık atmaz, leyl-i nehar bağırmazmış,
Mutluluk dediğin bazen en derin sükûnetmiş.
Bunu koca dünyada kavuşamayanlar anlamazmış,
Bize düşen, o yoldaki çileyi bile lütuf bilmekmiş.
Iraksın belki, belki de belirsiz bir sisin arkasında,
Ama içimdeki bu yangın benim en temiz nişanem.
Kaybetsem de kendimi bu serüvenin tam ortasında,
Senin için yanmak, bin huzura bedeldir ey canım, tek dermanım.
Ben erkek aklımı, gururumu, her şeyimi bıraktım,
Gönlümün ateşiyle pişip, duman duman tüttüm.
Ne kadar dert varsa aşk adına, göğsüme taktım,
Çünkü seni sevmekle ben, asıl insanlığa yettim.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.