0
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
31
Okunma
Göz göre göre elimden kayıp gidiyorsun,
ben yalnızca bakıyorum.
Bir insanın avuçlarından
bir ömrün nasıl sessizce eksildiğini
öğreniyorum.
Ne tutabiliyorum seni
ne de ardına düşebiliyorum.
Çünkü bazı gidişlerin ardından koşulmaz;
koşarsan daha çok uzaklaşırsın,
durursan kendinden eksilirsin.
İşte böyle bir yerdeyim şimdi;
iki uçurumun arasında,
adını koyamadığım bir suskunlukla
kendime tutunuyorum.
Geceleri uyuyamamak nedir, bilir misin?
Tavanın karanlığında
aynı düşünceyi bininci kez çevirmektir.
Sabahları yataktan kalkamamak nedir, bilir misin?
Gözlerini açtığında
hayatın hâlâ yerli yerinde durduğunu görüp
içindeki hiçbir şeyin yerinde olmadığını bilmektir.
Ait olmadığını hissettiğin bir yerde yaşamak...
İşte insanın en sessiz gurbeti budur.
Kalabalıkların içinde yalnız kalmak değildir yalnızca;
kendi sesini bile
kendine yabancı duymaktır.
Bir sofraya oturup
ekmeğin tadını alamamak,
bir şehre bakıp
orada kendinden hiçbir iz bulamamaktır.
Ben seni böyle sevdim işte;
kendime bile anlatamadığım bir yerden.
Ne bir hevesin peşinden gittim
ne de gelip geçici bir baharın.
Seni, insanın ömründe
bir kere karşısına çıkan
ve bir daha hiçbir yerde bulamadığı
o eksik cümle gibi sevdim.
Bizim murat ettiğimize
kader başka türlü hükmetti.
“Rahmân yazdı.” dedik,
sükût ettik biz de.
Belki de aşk dediğin
bir kavuşmadan önce
bir imtihandır nihayetinde.
Kimi vuslatla sınanır,
kimi firkatle...
Bize düşen,
firkatin içinde sabretmekmiş.
Ben seni isterken
Rabb’imden yalnızca seni değil,
hakkımızda hayırlı olanı dilemeliydim belki.
Çünkü kul murat eder,
Mevlâ takdir eder.
Kul kapıya varır,
lakin hangi kapının açılacağını
ancak O bilir.
Şimdi gönlümde bir mahzunluk,
dilimde eski bir dua var:
“Ya Rabbi,
eğer bu sevda benim için hayır ise
vuslatını nasip eyle;
değilse, gönlümden öyle bir incelikle çıkar ki
sana karşı sitem etmeye dahi
yüzüm kalmasın.”
Uzaklığında yakınlığını,
yokluğunda varlığını,
sükûtunda binlerce kelimeyi buldum.
Tam sana gelecektim...
Kalbimdeki ışık söndü.
Yoksa ben
kartalların pençesinde bile gelirdim.
Dağlar yolumu kesse,
aşardım.
Gece önüme inse,
yıldızları kandil bilirdim.
Ama gönül kapın kapandıysa
kulun elinden ne gelir?
Ben de sustum.
Çünkü bazen
en büyük teslimiyet,
“Olmadı.” diyebilmek değil;
“Olmadıysa da
Rabb’im bilir.”
diyebilmektir.
Şimdi seni
bir duanın en sessiz yerine bırakıyorum.
Ne beddua ediyorum
ne de geri dönmeni diliyorum.
Sadece hakkımızda yazılanı
hüsnüzan ile bekliyorum.
Belki bir gün
bu firkatin ardındaki hikmeti anlarız.
Belki de hiçbir zaman anlamayız.
Ama ben biliyorum:
Kulun muradı şaşar,
ilâhî takdir şaşmaz.
Biz murat ettik,
kader başka türlü yazdı.
Rahmân yazdı...
Sükût ettik biz de.
Kadir TURGUT
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.