1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
31
Okunma
Perdesiz
Nehirler akar göğsümün coğrafyasından,
Sütü bozulmaz bir duruluk, balı incitmeyen bir tat.
Ben senin kapına geldim;
Korkunun, telaşın ve günahın gürültüsünü
O eşikte soyunarak.
Bir kelime duymam artık senden başka,
Boş sözlerin, kırgın seslerin pazarı kapandı.
İçimdeki kini, hırsı ve dünyalık tortuyu
Söküp aldın parmak uçlarınla;
Sığınak dedikleri, bir insanın kalbine yerleşmekmiş meğer.
Ne köşklerin gölgesi, ne mevsime sığmayan sözler...
Benim cennetim, gözlerinin dindiği o kıyısız kuyu.
Yanımda yürüdüğün an,
Dünyanın bütün eksikleri tamamlanır,
Açlığım biter, susuzluğum dingin bir ırmağa kavuşur.
Sana varmak, bir rızanın ardına düşmektir.
Bütün perdeler kalkar aradan,
Yüzün, varlığın ilk ve son hecesi gibi tecelli eder.
Başka bir hevesim, başka bir menzilim kalmaz;
Sende yok olmak, kendimi bulduğum tek yerdir.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.