0
Yorum
5
Beğeni
0,0
Puan
40
Okunma
Kaç kere girdim o çıkmaz sokaklara,
kaç kere teğet geçtim kendi varlığıma
sırf sana ulaşabilmek için...
Bilsen.
Ben olan ne varsa, kızdığın;
yonttum, törpüledim,
senin uğruna eksilttim kendimi.
Sen olan ne varsa, canımı yakan;
anlamaya çalıştım,
göğsümde yumuşattım da
bir türlü sana çıkan
ortak bir yol bulamadım.
Beklediğinde başucundaydım.
Lakin ne zaman bir omuza ihtiyaç duysam,
kendi yalnızlığıma sarılmak zorunda kaldım.
Denedim.
Susamayacak kadar çok konuştum,
konuşamayacak kadar derin sustum.
Giderek denedim,
kalarak denedim...
Tamir ettiğim her yerimden
yeniden kırıldım.
Aynı bıçak,
aynı yerden
canımı defalarca acıttı.
Belki göze aldın gitmemi,
belki “Gidemez.” dedin,
belki de içten içe
yokluğumu bir kurtuluş saydın.
Duyamadın beni.
Öyle meşguldün ki kendi yansımanla,
yanı başında eksilen beni
göremedin.
Bir sevinci birlikte çoğaltmanın,
bir hüznü bölüşmenin
hayali bile kalmamış sende.
Anladım.
Ve tükendim.
Benim de bitebilen bir gücüm varmış meğer.
Ben de insanmışım.
İnsan ne zaman vazgeçer, bilir misin?
Gürültülü hesaplaşmalarla değil,
kapıları çarpıp gitmelerle hiç değil...
Bir fırtınanın ortasında da vazgeçmez insan.
İçindeki o son umut kırıntısı
sessizce can verdiğinde
vazgeçer.
Yanında kendim olamadığım
bir aşktan çekiyorum ellerimi.
Seni mutlu edeceğim diye
kendimi hırpalamaktan,
her defasında biraz daha eksilmekten
vazgeçiyorum.
Gözden çıkarılan anıların
sorumluluğunu artık taşımıyorum.
Toparlanıyorum.
Yavaşça...
Sessizce...
Kendimden kalan ne varsa
yeniden avuçlarıma alıyorum.
Üzgünüm.
Ama yenilmedim.
Çünkü bazı vedalar
bir insandan vazgeçmek değil,
kendini yeniden bulmaktır.
Ben bugün senden değil,
kendimi senden daha fazla eksiltmekten vazgeçiyorum.
Senden vazgeçiyorum.
Kendimden daha fazla vazgeçmemek için.
Kadir TURGUT
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.