0
Yorum
10
Beğeni
5,0
Puan
64
Okunma
Dikenli dalında bir gülün
iki yapraktık belki biz
sen yukarıda ben aşağıda
ben bir dikene yaslandım kendimi
sonra kanadım damlaya damlaya
lekesi oldum bir hasretin
susan bir fotoğrafın sararmış sayfasında
Kimdim neydim ben
kalabalıklarda susan yalnız tenha
kar suyu damlayan suskunluğuna
yaslayarak kendini duvardaki ay ışığına
yol alıyorsun usuldan
kini boş kalan hastretin yoksul sevdasına
Hani geç kaldığın gün
gölgemi rehin bırakmıştım bir ağaca
adını yükleyerek sırtıma
seni sayıklamıştım
sokaklarda çığlık çığlığa
Ne zaman düşse hasretin acu cemresi
günlerde hüznün acı tortusu
yüreğim toprak bir çömlek olur
çatlatır kendini incecik
sızarım gözlerimden yavaşça
duymaz sesimi kimsecik
Ardına bakma ey yolcu
korkma yalnızım diye
nasılsa yoldasın o kara gölge
geçir şimdi iğneden acının mor ipliğini
sonra yavaşça dikiver
hüznün uçurum söküğü yerlerini
Hesapsız ve kendi açısıyla
nasıl yakarsa kendini bir sigara
son nefese dek kendi külüne sürgün
öyle yaşıyorum şimdilerde
yüreğimin düğmeleri çözük
sözcüklerim duman rengi
bir göçüğün altında arıyorlar şimdi beni
Latif Köybaş
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.