2
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
50
Okunma

ZAMANSIZ KİRACI
Hangi mevsimdi hatırlamıyorum,
Avuçlarıma doldurduğum o bilyelerimi ve bebeklerimi kaybettiğim gün
Yürekten eksilmeye başladım.
Bir akşamüstü ansızın çekiliverdi dizlerimdeki o cesur yara izleri,
Yerini içimde hiç kapanmayan derin yırtıklara bıraktı.
Sahi hayat,
Ben seninle ne zaman barıştım ki?
Neresinden tutsam elimde kalıyor gençliğim,
Sırtımı dayadığım duvarlar soğuk,
Sokaklar desen, çocukluğumun koşturduğu o tozlu yollara hiç benzemiyor.
Yatağımın sol yanına oturup izliyorum zamanı;
Ruhum bir kuytuda unutulmuş gibi,
Bedenimse bu yabancı şehirde zamansız bir kiracı.
Ben büyümeyi hiç istemedim ki...
Akşam ezanı okunmadan eve dönme telaşlarını özledim en çok.
Annemin "Üşütme!" diyen o şefkatli azarlamalarını,
Çamur bulaşmış önlüğümdeki o lekesiz masumiyeti...
Şimdi ne zaman gözlerimi kapasam,
Aynadaki bu yabancı kadının yüzü vuruyor yüzüme acıyı.
Avuçlarımda hâlâ kırık bir çocukluğun sızısı,
Dizlerimde ise geç kalmışlıkların o ağır sancısı var.
Keşke diyorum...
Keşke sadece düştüğüm zaman kanasaydı canım.
Kaybetmek bu kadar kolay,
Anlamak bu kadar ağır olmasaydı...
Emel Abokan
01/08/2026
20:06
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.