1
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
28
Okunma
Bir bardak çaya anlattım hayatı bu sabah,
“İçimde yıllardır dinmeyen bir yorgunluk var,” dedim.
Çay sustu,
dumanı ağır ağır yükseldi.
Sanki o da biliyordu
insanın en çok konuşurken değil,
susarken yorulduğunu.
“Bak,” dedim,
“ne çok yol yürüdüm.
Kimi taşlıydı, kimi yokuş,
kimi de dümdüz görünüyordu
ama sonu uçurumdu.”
Kaşık bardakta bir kere döndü,
sonra durdu.
Benim ömrüm gibi…
Bir bardak çaya anlattım hayatı,
şeker attım, tatlanmadı.
Meğer bazı günlerin acısı
iki şekerle geçmiyormuş.
Meğer insan büyüdükçe
ekmeğini değil,
derdiyle umudunu bölüşüyormuş.
“Biliyor musun?” dedim çaya,
“Hayat beni çok kez yere düşürdü.
Dizlerim kanadı,
ellerim toprağa bulandı.
Ama her defasında kalktım.
Çünkü yerde kalmak
bana hiç yakışmadı.”
Çay soğudu,
sabah ilerledi,
sokaklar insanlarla doldu.
Herkes bir yerlere yetişiyordu,
bense kendime yetişmeye çalışıyordum.
Son yudumu alırken
çaya dönüp şöyle dedim:
“Hayat zor arkadaş,
ama yine de güzel.
Çünkü her karanlık gecenin cebinde
bir parça sabah vardır.
Ve insan,
ne kadar yorulursa yorulsun,
umut ettiği sürece
henüz yenilmemiştir.”
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.