2
Yorum
5
Beğeni
5,0
Puan
61
Okunma
Gözlerim,
iki yorgun işçi gibi
yıllardır nöbetteler yüzümde.
Ne çok şey gördüler.
Bir çocuğun ekmek bekleyişini,
bir annenin kapıya baka baka yaşlanışını,
babaların sessizce çöküşünü,
dost bildiklerimin
arkalarını dönüp gidişini...
Gördüler.
Bir masada eksilen sandalyeleri,
bir evden çıkan son tabutu,
ardından kapanan kapıları
ve bir daha hiç dönmeyenleri.
Ben unuttum sandım bazen,
gözlerim unutmadı.
Çünkü gözlerin hafızası
kalpten daha acımasızdır.
Gece olunca
hepsini çıkarıp koyarlar insanın önüne:
Söylenemeyen sözleri,
yetişilemeyen insanları,
geç kalınmış vedaları...
Sonra sorarlar:
“Hangisini değiştirebildin?”
Başımı eğerim.
Hiçbirini.
Ben dünyayı değiştiremedim belki
ama dünya beni çok değiştirdi.
Eskiden kolay gülerdim.
Şimdi bir gülüşün arkasında bile
kaç cenaze geçtiğini biliyorum.
Eskiden insanlara inanırdım.
Şimdi gözlerim
ellerinden önce niyetlerine bakıyor.
Ve aynaya her baktığımda
aynı adamı göremiyorum artık.
Saçlarımın beyazına değil,
gözlerimin içine bakıyorum.
Orada yıllar var.
Orada gidenler var.
Orada sustuğum günler,
yutkunup geçtiğim geceler,
kimse görmesin diye
başımı çevirdiğim anlar var.
Bazen diyorum ki:
Kapat gözlerini.
Görme artık.
Ama olmuyor.
Çünkü insan
gözlerini dünyaya kapatabilir,
hatıralarına kapatamaz.
Benim gözlerim hâlâ açık.
Fakat artık dünyaya değil...
İçimde bir yerde
çoktan kapanmış kapılara bakıyorlar.
Ve biliyorum:
Bir gün ben de gideceğim.
Arkamdan birileri
“Gözlerini kapattılar.” diyecek.
Bilmezler ki,
benim gözlerim
o gün değil,
çok daha önce
yorulmuş olacak.
5.0
100% (3)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.