0
Yorum
8
Beğeni
5,0
Puan
57
Okunma
Bugün de birileri yenildi, kimse duymadan. Biri kapıyı arkasından kilitledi bir süre; çıktığında yüzü ıslaktı, masasına döndüğünde klavye hâlâ sıcak. Biri telefonu kapattıktan sonra soğumuş kahvesine baktı, uzun uzun. Yutulmak zorunda kalındı bir cümle, içeriye yerleşti, orada kalacak. Hiçbiri haber olmadı. Bağırmazdı yenilgiler.
Ben de bir sabah durdum. Kimseye söylemeden, tek başıma greve gittim: kalkmadım, gitmedim, var olmadım. Bir devrim sanıyordum bunu. Sonra pencereden baktım; otobüs geçti, fırın açıktı, karşı komşu her zamanki saatte perdesini araladı. Tek kişilik bir grevin en acı yanı fark edilmemek değil; çarkın, senin durduğun yerde bile aynı hızla dönmesi. Yerin boş kalmıyor, boşluğun bile boş kalmıyor.
Dünyanın en zalim huyudur dakikliği. En kötü gününde bile alarmlar kurulduğu an çalar, ekmek pişer, güneş vaktinden şaşmaz bir saniye. Yıllardır çalışıyor o güneş, bir kez bile rapor almadı; ne yorulup geç kaldı, ne biri öldü diye ertesi sabah bir saat sonra doğdu.
Oysa tekil bir hayatın devrim yapması için, evrenin bir kez aksaması gerekirdi. Bir kere. Sadece bir sabah, güneş doğmasa. Bütün yenilgiler aynı anda sussa, bir günlüğüne sıra bize gelse. Olmuyor. Olmayacağını biliyoruz, yine de her akşam kafayı yastığa koyarken bir yanımız o ihtimale bakıyor.
Güneş hiç şaşmıyor; biz hâlâ balmumundanız.
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.