0
Yorum
7
Beğeni
5,0
Puan
72
Okunma
Bak kadın...
Ben bir dünün içinden çıkıp geliyorum sana.
Kusuruma bakma.
Gözlerimden silemediğim acılar düşer bazen gecelerime.
Ben ağlamam, kızma bana;
en son gözyaşımı nerede, niçin akıttığımı
unutturdu içimden geçip giden yalnızlık.
Bak güzel kadın...
En son bir şiirde bırakmıştım mutluluğu.
Bu yüzdendir hâlâ kalemime
adını bilmediğim ayrılıkların düşmesi.
Ve güzel kadın...
Yavaş yavaş, unuttuğum yerden başladım sevilmeye.
Sanki yıllardır kilitli duran bir odanın
penceresi ilk kez açıldı içimde.
Bu yüzden güzel kadın...
Beni öyle bir sev ki,
kalbimde kuruyan sevgi bahçesi
yeniden baharı öğrensin.
Bir serçenin telaşıyla uyansın sabahlarım,
çiçekler yeniden adımı ezberlesin.
Bu yüzdendir hâlâ şiire düşkünlüğüm.
Çünkü insan, en çok konuşamadığını
mısraların omzuna bırakıyor.
Ve şimdi güzel kadın...
Bir kere o cennet gülüşünden bağışlar mısın bana?
Dudaklarının kenarından düşen
tek bir harfin güzelliğini bile
kaçırmak istemiyorum dizelerimde.
Sen gülümsediğinde
alfabenin bütün eksik harfleri tamamlanıyor.
Sessizlik bile adını söylemeyi öğreniyor.
Öyle bak ki bana;
aynalar yıllardır taşıdığı kederi utansın.
Öyle dokun ki ruhuma;
yaralar kabuk bağlamasın sadece,
çiçek açsın.
Ben senden mucize istemiyorum güzel kadın;
yalnızca omzuna yaslanan yorgun bir ömrün
biraz dinlenmesine izin ver.
Eğer bir gün gidersen de,
ardında kapılar değil, pencereler bırak.
ben artık hiçbir ayrılığı
karanlıkla anmak istemiyorum.
Kal demiyorum...
Ama kalırsan,
ömrümün en güzel şiiri olursun.
Ve ben ilk defa
bir kadını değil,
bir ömrü severim.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.