0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
30
Okunma
Şiirler sustu.
Çünkü bazı suskunluklar,
bin ordunun haykırışından
daha ağır iner insanın alnına.
Cümleler,
artık bir savaşın ilk kurşunu.
Ben, barut kokan harflerle
kendime değil,
hakikatin alnına yemin ettim.
Affın sözü,
yüreğini mezara çevirmiş olanlara
uğramaz artık.
Merhamet,
her kapıyı çalan dilenci değildir;
hak edene ekmektir,
hak etmeyene kıtlık.
Kendini bilmez bir gölgeye
güneşin varlığını anlatacak kadar
israf edemem ömrümü.
Harfler,
her dile düşmek için yaratılmadı.
Bazı ağızlar,
kelimeleri çiğneyip
hakikatin kemiklerini kırar.
Ben,
kalemimin mürekkebini
korkak meydanlara dökmeyeceğim.
Çünkü biliyorum;
en çok alkışı,
sırtını kalabalığa yaslayanlar alır.
Hakikat ise
hep tek başına yürür
ve ayak izleri
kanla tamamlanır.
Artık hiçbir cümlem
çürümüş vicdanlara
emanet edilmeyecek.
Susuşum,
bir mağlubiyet değil;
kılıcını kınına koymuş
bir savaşçının sabrıdır.
Ve gün gelir de
o kın yeniden açılırsa,
mürekkep değil,
ömrüm konuşur.
İşte o vakit
ne siz inkâr edebilirsiniz beni,
ne de ben
bir daha size kendimi anlatacak kadar
yoksullaşırım.
Çünkü insan,
değerini bilmeyenlerin önünde
konuştukça küçülür.
Ben küçülmeye değil,
yalnız kalmaya razıyım.
Şiir sustu.
Ama unutma;
bazen sessizlik,
kıyametin insan dilindeki
ilk tercümesidir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.