1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
31
Okunma

AHMET TELLİ’YE — DÜNYANIN VİCDANINDAN BİR HARF EKSİLDİ
“Öldü,” dediler.
Ben inanmadım.
Çünkü bazı insanlar ölmez;
yalnızca
dünyanın vicdanından
bir harf eksilir.
O gün,
rüzgâr bile
esmeye utanıyordu.
Bir ağacın gölgesi,
ilk kez
kendi sessizliğinin yasını tuttu.
Toprak,
bedenini istedi.
Sesini alamadı.
Çünkü sen,
çok önceden
insanların kanına karışmıştın.
Artık nabız atan her yürekte
biraz da sen dolaşıyorsun.
⸻
On İki Eylül…
Gökyüzü asker değildi,
ama o sabah
bulutların bile rütbesi vardı.
Kitaplar,
yakılmadan önce
kendi küllerini gördü.
Çocuklar,
babalarının yüzünü değil,
karakolların duvarlarını ezberledi.
Ve seni,
bir sınıftan çıkarıp
bir hücreye koyduklarını sandılar.
Ne büyük yanılgı…
Demiri içeri kapattılar.
Şiir dışarıda kaldı.
⸻
Tebeşir,
o gün
parmaklarından ayrılınca
beyaz olmaktan vazgeçti.
Çünkü bilgiyi susturmak isteyenler,
önce öğretmenleri hedef alır.
Sen,
tahtaya yazamadığın günlerde bile
insanın alnına
umut yazmayı sürdürdün.
⸻
Sonra
Ciğerxwîn’in adını söyledin.
Bir şairi değil,
boğazına kilit vurulmuş
bir dili çağırdın.
O kilidi
anahtarla açmadın.
Şiirle paslandırdın.
Mahkemeler,
yalnız seni yargıladıklarını sandılar.
Oysa
aynı gün,
kardeşliği de sanık sandalyesine oturttular.
Ve sen,
hiçbir savunma yapmadın.
Çünkü bazı hakikatler,
yalnız susularak söylenebilir.
⸻
Senin devrimin,
barutun değil,
insanın kokusunu taşırdı.
Bir çocuğun
ekmeği bölüşmesini,
bir annenin
korkmadan uyumasını,
bir işçinin
ellerini saklamak zorunda kalmamasını,
bir Kürt çocuğunun
anadilini
fısıldamadan söylemesini
istedin.
Ne kadar sade…
Ne kadar büyük…
⸻
Sen,
meydanlarda konuşanlardan değildin.
Bir mısranın içine
bin kişilik bir yürüyüş sığdırırdın.
Bir virgülün arkasına
sürgünleri gizlerdin.
Bir sessizliğin içine
koca bir ülkenin çığlığını bırakırdın.
İşte bu yüzden
şiirlerin okunmazdı.
İnsan,
onlarda yaşamaya başlardı.
⸻
İşçinin avuçlarında
yalnız nasır görmedin.
Kırılmış bir takvim gördün.
Her fazla mesai,
çocukluğundan eksilen bir akşamdı.
Her düşük ücret,
insanın onurundan çalınan
bir harfti.
Sen,
o eksilen harfleri
şiirlerinle yeniden tamamladın.
⸻
Aşkı bile
yalnız iki kişilik yaşamadın.
Sevdiğin kadının gözlerinde,
eve dönemeyen mahpusları,
sınır kapılarında bekleyen sürgünleri,
annesini özleyen çocukları gördün.
Kalbin,
bir insana yetmeyecek kadar büyüktü.
Bu yüzden
bütün insanlığa dağıldı.
⸻
Şimdi,
“öldü,” diyorlar.
Yanılıyorlar.
Ölüm,
yalnız bedeni tanır.
Şairi tanımaz.
Çünkü şair,
toprağa gömülen değil,
zamana karışandır.
Ve zaman,
seni
çürütmeye değil,
çoğaltmaya devam edecek.
Bir gün,
bir çocuk,
korkmadan ilk şiirini yazdığında…
Bir öğretmen,
gerçeği anlattığı için
başını eğmediğinde…
Bir işçi,
ekmeğini paylaşırken gülümsediğinde…
Bir Kürt çocuk,
annesine
kendi diliyle seslendiğinde…
Kimse adını anmasa bile,
orada olacaksın.
Çünkü bazı insanlar,
mezarlara sığmaz.
Onlar,
geleceğin vicdanına gömülür.
Ve orada,
ölümün ulaşamayacağı kadar
derin yaşarlar.
Kazım Demir
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.