1
Yorum
4
Beğeni
5,0
Puan
61
Okunma

AY GECEYE KÜSTÜ
Ay geceye küstü,
bense pusudaydım
güne merhaba demeye.
Sabah gecikti.
Ay geceye küstü,
yıldızlar çekildi
göğün tanıklığından.
Bir ben kaldım,
bir de içimde
yerini kimsenin bilmediği
eski bir yara.
Ay geceye küstü.
Yitirdim görmelerimi,
görüp de ölmelerimi.
Gözlerim açıktı,
dünya kapalı.
Saatler uzadıkça uzadı;
akrep bir yarayı,
yelkovan başka bir yarayı
deşip geçti.
Ay geceye küstü.
Bir kara haber
geceye kurşun sıkıyor.
Bir kurşun.
Bir sessizlik.
Bir kurşun daha.
Barut kokuyor dört yanım.
Duvarlar konuşmuyor.
Kapılar susuyor.
Pencereler
karanlığa bakıyor.
Ay geceye küstü,
gece insana.
İnsan insana küstü.
Bir yerlerde
bir anne
kapının sesini bekliyor.
Ay geceye küstü.
Bir kuş düştü
hangi ülkenin göğünden, bilmiyorum.
Kanının dili yoktu.
Toprağa değdiğinde
bütün sınırlar utandı.
Ay geceye küstü.
Ben geceye küsmedim.
Gecenin de
karanlıktan başka
gidecek yeri yoktu.
Ay geceye küstü,
ben ölüme.
Ölüm bana küstü mü,
bilmiyorum.
Her sabah
adımı yokladı kapımda,
her akşam
bir başkasının adını alıp gitti.
Ay geceye küstü.
Saatler uzadı.
Sokaklar uzadı.
Beklemek uzadı.
Bir tek ömür
kısaldı.
Ay geceye küstü.
Ay geceye küstü.
Ay geceye küstü—
gece büyüdü,
sessizlik büyüdü,
duvarların içinde
duyulmayan çığlıklar büyüdü.
Ay geceye küstü—
bir çocuk uykusunda
ellerini güneşe uzattı.
Ay geceye küstü—
bir anne
sabahı bekledi.
Ay geceye küstü—
bense hâlâ pusudaydım
güne merhaba demeye.
Çünkü insan
karanlığa alıştığı gün
gece kazanır.
Ve ben
gece kazansın istemedim.
Kapının önüne
bir sandalye bıraktım.
Güneş dönerse
oturacak bir yeri olsun.
Ben dönmezsem—
bir başkası otursun oraya
ve bütün karanlığa inat
ilk sözü o söylesin:
Merhaba, güneş.
Kazım Demir
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.