0
Yorum
6
Beğeni
5,0
Puan
152
Okunma

GÜL SATICISI, GÜLLERİNİ SATMA
{Cegerxwîn’in anısına.}
Gül satıcısı,
güllerini satma bu gece.
Şehir soğuk.
İnsanlar
ellerini ceplerinde saklıyor,
yürekleriniyse
artık olmayan evlerde.
Senin güllerin
bir bahçeden gelmiyor—
biri bir dağın karından gelmiş,
biri bir annenin belleğinin derinliğinden,
biri de
ateşe verilmiş bir kitabın içinden;
kitap yanmış,
kelimeleri hâlâ yanmamış.
Gül satıcısı!
Ben bu gece gül istemiyorum.
Bana
sınırda ayakkabıları kalan
ama kendisi dönemeyen
o çocuğun adını söyle.
Bana
bir pencerenin önünde
bir kapının açılmasını beklerken
yıllarını ağartan
o kadının adını söyle.
Sen diyorsun:
— Gül al!
Ben diyorum:
— Memleket kaç para?
Susuyorsun.
Ve o anda
elindeki bütün güller
başlarını eğiyor.
⸻
Gül satıcısı,
ben haritası olmayan
bir memleket gördüm.
Orada
ırmaklar ölülerin adlarıyla akıyordu,
dağlar
mezarlarının ağırlığından
biraz eğilmişti,
anneler çocuklarını
adlarıyla değil—
kayboldukları günlerle
çağırıyordu.
Oradan
bir gül getirdim.
Ne kırmızıydı
ne beyaz.
Rengi,
uzun süre bir yola bakmış
ve kimsenin gelmediğini görmüş
bir insanın gözleriydi.
⸻
Gül satıcısı!
Yarın biri gelip
sana sorarsa:
— Bu güller nereden?
Dağlardan deme.
Memleketten deme.
Mezarlıktan deme.
De ki:
— İnsanların içinden.
Çünkü bazı memleketler
toprakta bulunmaz;
bir insanın
kendi diliyle
annesinin adını söylediği
yerde yaşar.
⸻
Bu gece
güllerini satma, gül satıcısı.
Birini şairlerin masasına bırak,
birini zindanın kapısına,
birini vardiyadan dönen işçinin eline,
sonuncusunu—
en küçüğünü—
yabancı bir ülkede
gece başını yastığa koyup
şunu hâlâ çözemeyen
o insana bırak:
İnsan mı memleketinden düşer,
yoksa memleket mi
insanın içinden?
Gül satıcısı…
yarın yine çık sokaklara.
Ama biri
gülün fiyatını sorarsa,
para isteme.
Ona sor:
— Kırılmadan
kaç hatıra taşıyabilirsin?
Cevap veremezse,
bir gül bırak avucuna.
Belki insanlık
henüz bütünüyle
satılmamıştır.
Kazım Demir
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.