Başarı tek başına elde edilemez. emeği dokunan herkesle mutluluğu paylaşanlar, daha büyük başarılara ulaşır. dr.faruk bayülkem
Yılmaz Tizgöl
Yılmaz Tizgöl

PLASTİK ÇİÇEKLER

Yorum

PLASTİK ÇİÇEKLER

( 4 kişi )

1

Yorum

9

Beğeni

5,0

Puan

52

Okunma

PLASTİK ÇİÇEKLER


PLASTİK ÇİÇEKLER

Ahşap bir Masanın üstünde.
Kesme kristal vazonun içindeki, plastik çiçekler gibiydik.
Renkli ama Cansız, kokusuz
Hiçbir zaman olamadık, kır çiçekleri gibi.
Hiç yeşillenemedik bahar dalı gibi.
Sevgimiz, sessiz ve umutsuzdu.
Yüreğimiz hep huzursuz!
Hayalimiz kusursuz.
Solgun sarı ışıklar aydınlattı yüzlerimizi.
Ellerimiz hiç dokunmadı ellerimize, yabancıydı tenlerimiz tenlerimize.
Kutsaldı, yasaktı, dudaklarımız dudaklarımıza bile.

Sen okuldan çıkardın ben işten, karanlık çökerdi erkenden.
Soğukta olurdu hafiften, ha geldi ha gelecek.
Saat altı çeyrek.
Karanlıkla beraber sis de çökerdi.
Her otobüs durakta içini dökerdi.
Acayip bir koşuşturmaca
Aslında bakınca
Ne kadarda insanca!

Evlerden tüten dumanlar
Evlerine koşan insanlar
İs kokar aş kokar taş kokardı sokaklar.
Yan yana yürürüz sadece.
Saçların dağılır zarifçe.
Yanakların al al olur.
Sorsam söylemez olursun
Utanırsın sıkılırsın dilin lal olur.
Sevda denilen şeye tutulmuşuz
Yanmışız kavrulmuşuz.
Sabah olmaz gecelerde uzun samsuna müptela olmuşuz.
Gözlerimiz bile korkardı birbirinden.
Titrerdi kirpiklerin bana bakarken.
En fazla birkaç saniye sürerdi bakışlarımız.
Kalabalıklardan kaçışlarımız.

En kral buluşma bir pastanenin üst katında olurdu.
Çarşamba’dan söylemeliydi, yoksa gelemezdi, en masum yalanları bile söyleyemezdi.
Çok sevdiği arkadaşıyla gelirdi gelse bile.
Çikolatalı pasta farzdı, limonata nafile.
Ellerin üşürdü …belli tutamazdım istesem de.
Sadece gamzelerin belirirdi çok sitem etsem de.
Bilerek uzatırdık evimizin yolunu
Koluma taksam diye düşünürdüm kolunu.
Uzakta olsa bilirdim kokunu
Hacı Şakir ile lavanta karışımı.
Bilemezdim kumral mı sarışın mı?

Heyecanım hep düğümdü boğazında,
Öksürsem çıkacak sanki yüreğimden.
Hayırlı akşamlar derdin…
Usulca, köşeyi dönerken.
İki kanatlı kapıyı çalarken, son bir defa baksın diye bekler öperdim.
Uzaktan olsa da gözlerinden.

Seni sıcacık bir tarhana çorbası beklerdi sofrada.
Beni ise hüzünlü bir yalnızlık
Dut ağaçlı bahçede karanlık bir oda.
Tütün kokardı içerisi tek kişilik bir karyola.
Eski bir pikap, duvarda asılı asker postallarım, bir tarafta kamuflajım.

Annemin eski ceviz sandığı ve gelinlik büfesi.
Babamın eski bir fotoğrafı vicdaniye efesi.
Gencebay plakları birçok.
Güzel Marmara şarabı en büyüğünden.
Bir acayipti o günler biz Kadir gibi bakar İbo gibi cıgara yakardık.

Her birimiz biraz Cüneyt biraz Tarık’tı
Ama harbiden severdik, sevmesini bilmeden,
Fırsat verseler severdik belki
Hep Türk filmi tadında olurdu aşklarımız.
Uzaktan ama delicesine,
Nasırlı eller ayıp değildi daha.
Fakir olmak namuslu olmakla eş anlamlı!
Gencebay gibi bakar, ferdi gibi ağlardık.
Biraz isyan kar, biraz çilekeş, biraz derbeder!
Yeter ki sevsin derdik be,
Gerisi ne fark eder!
YILMAZ TİZGÖL/MOSKOVA/19 06 2020

Paylaş:
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Şiiri Değerlendirin
 

Topluluk Puanları (4)

5.0

100% (4)

Plastik çiçekler Şiirine Yorum Yap
Okuduğunuz Plastik çiçekler şiir ile ilgili düşüncelerinizi diğer okuyucular ile paylaşmak ister misiniz?
PLASTİK ÇİÇEKLER şiirine yorum yapabilmek için üye olmalısınız.

Üyelik Girişi Yap Üye Ol
Yorumlar
Ramazan Boran 1
Ramazan Boran 1, @ramazancboranc1
13.7.2026 22:50:48
5 puan verdi
Biz plastik çiçeklerin arasında büyüdük abiler...
Ama birbirimize hep gerçek kokular bıraktık.


Otobüs durakları bizim üniversitemizdi.
Beklemeyi orada öğrendik.
Sabretmeyi orada öğrendik.
Kalabalığın içinde sadece tek bir yüzü seçebilmeyi orada öğrendik.

Otobüs kapısı açıldığında bütün şehir değil, sadece kalbimiz hareket ederdi.
Gelirse bayram olurdu.
Gelemezse kader.


Biz sevdiğimiz kadının elini değil
Yokluğunu tuttuk.
Parmaklarımız boştu.
Ama yüreğimiz hep doluydu.

Bir kaldırım boyunca yan yana yürümek,
bugün binlerce kelimenin söyleyemediğini söylerdi.
Saçlarının rüzgârla konuşmasını dinlerdik.
Kirpiklerinin utancına şahit olurduk.

"Aşk bazen konuşmamak için yaratılmıştır" abiler


İnsan değişti.
Sevmenin ağırlığı değişti abiler.

Eskiden aşk, kalbin omzuna yüklenen bir emanetti.
Şimdi çoğu zaman parmağın ucunda kaydırılan bir seçenek.

Eskiden bir ömür,
tek bir insanın etrafında dönerdi.
Şimdi bir gün, onlarca yüzün arasından geçiyor ama hiçbirinin izi kalmıyor.

Şimdi insanlar birbirlerinin ellerini bırakmıyor ama kalplerini çoktan bırakmış oluyor.


Bizim zamanımızda "gördüm" demek bile mutluluktu.
Şimdi insanlar birbirini her an görüyor.
Ama birbirine bakmıyor.

Çünkü göz, görmekten önce değer vermeyi bilmeliymiş abiler.

Biz bunu geç öğrendik.

Eskiden bir mektup haftalarca beklenirdi.
O zarf açılırken insanın kalbi de açılırdı.
Şimdi bin mesaj geliyor.
Hiçbiri yıllar sonra çekmeceden çıkarılıp tekrar okunmuyor.
Çünkü harfler çoğaldı.
Hasret azaldı.

Eskiden sevgi sabır isterdi.
Şimdi hız istiyor.

Eskiden insanlar aşkı yaşardı.
Şimdi aşk, insanları yaşıyor.

Biz eskiden daha çok sevmiyorduk..
Daha derin seviyorduk abiler.

Eskiden tek bir insanı, bir ömrün tamamına emanet etmek için severdik.
Bir kalbi değil, bir ömrü seçerdik.
Kalbimizde tek bir isim yaşardı. geri kalan herkes misafirdi.
Biz sevdiğimiz insanı değil, onunla yaşlanacağımız yılları severdik.
Eskiden aşk, tek kişilik bir ömür boyu süren bir yolculuktu.
İnen olmazdı, vazgeçen olmazdı..
Tek bir insanın yokluğu bile bir ömrü doldurmaya yeterdi.



Biz plastik çiçeklerin arasında büyüdük abiler...
Ama birbirimize hep gerçek kokular bıraktık.


Eyvallah üstadım.
Sevgiyle kalasın daima.
Selamlarımla.







© 2026 Copyright Edebiyat Defteri
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.

Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Üyelik
Giriş paneli

Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.

ÜYELİK GİRİŞİ

KAYIT OL