(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
Andırın Kültür Havzası Şiir Anlama ve Dinleme Merkezi
Farkı Ne Muhtar Salonu
Kalburabastî Efendi Hazretleri meşhur fötr şapkası, uzun cübbesi ve bastonuyla salona girdi; boynunda eski bir mühür, elinde de üzerinde MUHTAR yazan kocaman bir tabela vardı. Tabelayı masaya dayayıp Bugün salonumuzda Sayın Yılmaz Tizgöl’ün Muhtar – Farkı Ne Muhtar adlı şiirini okuyacağız, dedi. Sonra gözlüğünü indirip okudu: Fakirin beyden farkı ne muhtar?... Kürt bebenin Türk’ten farkı ne muhtar?... Düşmanın dosttan farkı ne muhtar?... Mührü masaya vurdu. Evlatlar, şair muhtara on kıta soru sormuş. Muhtar bunların hepsini cevaplayacaksa azalık yetmez, yanına botanikçi, zoolog, sosyolog, filozof ve bir de bilirkişi heyeti lazım. Adam sabah ikametgâh vermeye gelmişti, akşama insanlığın sırrını çözmek zorunda kaldı.
Beşbucaklı Hacı Ahmet Ağa Köşesi’nden Haceli Dayı bıyığını sıvazladı. Şair önce çamurla taşı soruyor, sonra ısırganla otu, kargayla kuşu, tiftiğin kılla farkını... Muhtar emmi üçüncü kıtada mührü bırakıp kaçmadıysa büyük devlet adamıdır. Hele Karaman’ın koyunu çıkınca iş iyice karışmış. İnsan da böyledir; dışarıdan kuzu gibi görünür, bir dönersin boynuz ruhsatını senden habersiz almış. Onun için adamın dibini ölçmeye metre yetmez; biraz zaman, biraz menfaat, bir de miras meselesi lazım. Üçünü aynı odaya koy, karakter nüfus cüzdanıyla ortaya çıkar.
Ozan Kamber Şahin Köşesi’nden Berber Hakkı makasını cebine koydu. Ben Fakirin beyden farkı ne muhtar dizesine takıldım. Vallahi berber koltuğunda fark yok; ağa da oturunca boynuna aynı bezi bağlıyorum, fakire de. Makas zenginin saçını görünce efendim sizinkini kesmeyelim, ekonomik değeri yüksek demiyor. Saç yere düşünce hepsi aynı süpürgeye gidiyor. Keşke hayatın da büyük bir berber koltuğu olsa; kibri iki numaraya vurup, ayrımcılığı sıfıra vursak. Yalnız bazı kafalarda saçtan önce fikir seyrelmiş, ona benim makasın garantisi yok.
Âşık Kul Halil Köşesi’nden Emine Nine ellerini dizlerine koydu. Kürt bebenin Türk’ten farkı ne muhtar diye soruyor ya, işte şiirin mührü oraya basılmış. Bebeğin biri Türkçe ağlayıp öteki Kürtçe ağlamıyor evladım; ikisi de acıkınca aynı makamdan başlıyor. Analar da çocuğunu severken nüfus kâğıdını istemiyor. İnsan büyüdükçe öğreniyor ayrım yapmayı; demek ki bazı kötülükler doğuştan değil, sonradan kursuna gidilerek öğreniliyor. Muhtarın yapacağı iş de basit: Çocuğa çocuk, insana insan diye bakacak. Bunun için mühür de istemez, vicdan yeter.
Kalburabastî Efendi Hazretleri muhtarlık mührünü kaldırıp son sözünü söyledi. Yılmaz Tizgöl, şiiri boyunca kullandığı Farkı ne muhtar sorusunu basit bir nakarattan çıkarıp toplumsal eşitsizlikleri sorgulayan bir araca dönüştürüyor. Bitkilerden hayvanlara, zenginle fakirden etnik kimliklere kadar kurulan karşılaştırmaların altında aynı düşünce yatıyor: İnsanların oluşturduğu yapay üstünlüklerin karşısına yaratılıştaki ortaklığı koymak. Özellikle Kürt bebenin Türk’ten farkı ne muhtar dizesi şiirin insani merkezini açık biçimde ortaya koyuyor. Yer yer dil, imla ve bazı benzetmeler üzerinde çalışılması şiirin teknik gücünü artırabilir; fakat halk söyleyişine yaslanan mizahı, soru-cevap havası ve toplumsal taşlaması oldukça diri. Şair aslında soruyu muhtara soruyor görünse de cevap vermesi gereken bütün toplumdur. Özün sözü budur. Vesselam.
Ser Feyzlizof Kalburabastî Efendi Hazretleri Celil ÇINKIR – Delibal
Toplumsal eşitsizlikleri, adalet arayışını ve insanlık değerlerini düşündüren güçlü bir taşlama. Her kıtada okuru sorgulamaya davet eden etkileyici bir söyleyiş hâkim. Son bölümde verilen birlik ve vicdan mesajı ise şiire ayrı bir anlam katıyor. Kaleminize sağlık.
"Aşık geleneğinin o güçlü, hilesiz ve yalın sesini dizelerinizde yeniden duymak çok kıymetli. Dünyanın, adaletin ve insanın özünü öyle güzel sorgulamışsınız ki; her kıtada 'farkı ne muhtar?' derken aslında insanlığın aynasını yüzümüze tutmuşsuniz. Hele o ulu divandaki eşitliği ve vicdanı hatırlatan dizeleriniz şiirin şah damarı olmuş. Moskova'dan yükselen bu toprağın sesine, kaleminize ve dert gören yüreğinize sağlık."
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.