0
Yorum
0
Beğeni
0,0
Puan
21
Okunma
Yüzünün deltası,
ne güzel akıyordu mutluluğa.
Yanlış kentlerin
kimliksiz sakinleriydik.
Tesadüfler bile susmuştu
ilk karşılaştığımızda.
Senin kentinden
trenler kalkardı
gurbetin vadilerine.
Benim kentimdeyse
deniz aşırı özlemlerin kokusu dolaşırdı
her akşam üstü.
Yine birleştirmeyecekti yollar bizi.
Ayrı ayrı sürgün edecekti
bilinmeyen ayrılıkların gökyüzüne.
Bekleyiş başlayacaktı...
Ecele bile yalvaracaktım;
"Gelirsin." diye.
Çok dedim,
keşke biraz daha kalsaydık
birbirimizin koyunda.
Bizi bekleyen
o yaşama hevesli yarınlarda
nasıl gülerdik,
hangi çocuk masumluğuyla
ellerimizi bırakmazdık,
hangi akşam
aynı gökyüzünü
aynı dua gibi üzerimize örterdi...
Hiçbir zaman bilemeyeceğiz.
Şimdi ne zaman bir tren düdüğü duysam,
içimden bir şehir daha göç ediyor.
Ne zaman deniz rüzgârı yüzüme değse,
adını söylemeden seni anıyorum.
ben kavuşmadığım yerde harçıyorum yaşıma düşen akları.
Biz birbirimizi kaybetmedik aslında...
Sadece zaman,
aynı hikâyenin
iki farklı sayfasına bıraktı bizi.
Bir gün dünya susarsa,
bütün yollar yönünü unutursa,
aynı gökyüzünün altında
yeniden karşılaşırız.
O güne kadar
ben seni
hiç yaşanmamış bir ömrün
unutulmazl hatırası olarak sevmeye devam edeceğim.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.