0
Yorum
3
Beğeni
5,0
Puan
38
Okunma
Gelip çatmışsa eğer son nöbet,
ve gözlerimde fer,
dizlerimde derman tükenmişse...
Öyle başucumda ağlayıp,
karalar bağlamayın sakın!
Ben bu dünyayı,
ne alev alev yanan bir mum,
ne de sönüp giden bir kibrit gibi sevdim.
Ben bu dünyayı,
bütün kavgamla,
umudumla,
ve insan denen o devasa mucizeyle sevdim.
Doğrulup yatağımdan
şöyle bir baksam;
Penceremin ardında
mavi bir gökyüzü,
ve sokaklarda
hürriyetin ayak sesi...
İşte ben o an,
nefesim kesilirken bile,
gülümserim kendi kendime.
Çünkü bilirim;
her ölüm
bir başlangıçtır hayata.
Ve herkes,
kendi payına düşen kavgayı
bir gün mutlaka tamamlar
bu topraklarda.
Ölüm döşeği dedikleri,
korkulacak bir karanlık değil dostlar.
O,
yorulup da yaslandığım
bir ağaç gölgesidir ancak.
Tohum toprağa düşerken
ağlar mı hiç?
Ben de içim rahat,
yarıda kalmamış bir türkü gibi,
gözlerim ufukta,
ve sımsıcak bir “hoşça kalın” ile
karşılıyorum
ecel denen o misafiri.
Arkamdan ağıt değil,
coşkulu marşlar çalınsın.
Yaşamak güzeldi dostlar,
sevdiklerim,
güzeldi dünya...
Daha çok yaşamak isterdim elbet,
ama ne gam!
Ben kavgamı söyledim.
Ve biliyorum ki
bu türkü burada bitmez.
Dünya dönmeye devam eder,
insanlar kavga ettikçe!
5.0
100% (2)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.