Karanlığın şefkatine sarıldım sevgili Soğuk bir nefesle okşadı bedenimi Her yanım titrek ve ürkek Issızlığın senfonisi kulaklarımda Bir ninni gibi ağır hüzzam okunuyordu Kapanmaya çalışan göz kapaklarımda
Ey sâni nakkaşından utanır bu fani İşlenen gönlümde yazılmış adı Nabzımda atar dinmeyen gâmı
Ah sevgili! Hasretin dikenine batırdım tenimi Gül kokun sarmaladı nefesimi Ben bilmem ki esmanın hangi duası nail? Meltemler sızdı perdelerden Isıttı yüreğimi adın, ben oldum aniden!
Ey sevgili Salat’a davet mi bu çağrı narin parmaklarında mı kurtuluşumun şahı Serilmiş seccadem beklerken beni Affeyle sevgili dönemem geri…
(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve/veya temsilcilerine aittir. Şiirlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur.
"Aşk-ı Sâye" (Gölgenin Aşkı / Gölge Aşk), hem klasik divan edebiyatının estetiğini hem de tasavvufi bir derinliği bünyesinde barındıran, oldukça güçlü ve katmanlı bir şiir olmuş. Şiirin bütününe bakıldığında, beşeri bir aşktan ilahi bir aşka ve teslime doğru evrilen bir yolculuk görülüyor.
Şiir, alışılmışın dışında tezat bir imgeyle açılıyor: "Karanlığın şefkati" ve "soğuk bir nefes". Karanlık genelde korku veya yalnızlıkla bağdaştırılırken, burada şair için sığınılacak bir liman, bir örtü görevi görüyor. Kulaklarda yankılanan "hüzzam ninnisi", ruhun derin bir hüzün ve teslimiyet evresine (belki de bir geçiş dönemine) girdiğini çok iyi hissettiriyor.
İkinci kıtada kullanılan "Sâni" (Sanatçı, her şeyi sanatkarlıkla yaratan Allah) ve "Nakkaş" (Kulların kalbine nakış işleyen) kelimeleri, şiirin yönünü birden dünyevi bir özlemden, varoluşsal ve ilahi bir boyuta taşıyor.
"İşlenen gönlümde yazılmış adı" dizesi, Yaratıcının izinin ruhun en derinlerine kazındığını anlatıyor.
Nabızda atan "dinmeyen gâm", aşkın getirdiği o tatlı ama sancılı ızdırabın (aşk acısının) sürekliliğini vurguluyor.
Üçüncü kıtada acı ve ferahlık yan yana:
"Hasretin dikeni" acıyı temsil ederken, "gül kokusu" her zaman tasavvufta Hz. Muhammed'i ve ilahi aşkı simgeler.
"Esmanın hangi duası nail?" sorusu, kulun lütfa uğrama anındaki şaşkınlığını ve şükranını ifade ediyor.
"Ben oldum aniden!" ifadesi ile de benlik aradan kalkmış, sadece "O" kalmıştır.
Son kıta, şiirin zirve noktası. Buradaki "sevgili" artık tamamen ilahi bir boyuta, ya da o boyuta çağrı yapan bir rehbere dönüşüyor.
Salat (Namaz) daveti ve seccade, ruhun arınma ve teslimiyet mekanını simgeliyor.
"Affeyle sevgili dönemem geri..." bitişi, dünyevi olanı, eski benliği veya masivayı (Allah dışındaki her şeyi) arkada bırakan bir ruhun kesin kararını ilan ediyor. Artık bu yola girilmiştir ve geri dönüş yoktur.
Netice itibariyle; "Aşk-ı Sâye" isminin hakkını vererek, gölgede kalmış (gizlenmiş) bir aşkın, karanlıktan aydınlığa, soğuktan sıcaklığa ve en nihayetinde seccadenin huzuruna çıkış öyküsüdür. Dilinin ağırlığı ve imge seçimi, okuyucuda hem hüzünlü hem de mistik bir huzur hissi bırakıyor.
GÜNÜMÜN ŞİİRİDİR.
Yüreğinize sağlık, kelimelerin ritmi ve hissi çok yüksek bir eser ortaya çıkmış.
Edebiyatdefteri.com, 2016. Bu sayfada yer alan bilgilerin her hakkı, aksi ayrıca belirtilmediği sürece Edebiyatdefteri.com'a aittir. Sitemizde yer alan şiir ve yazıların telif hakları şair ve yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Sitemiz hiç bir şekilde kâr amacı gütmemektedir ve sitemizde yer alan tüm materyaller yalnızca bilgilendirme ve eğitim amacıyla sunulmaktadır.
Sitemizde yer alan şiirler, öyküler ve diğer eserlerin telif hakları yazarların kendilerine veya yetki verdikleri kişilere aittir. Eserlerin izin alınmadan kopyalanması ve kullanılması 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Yasasına göre suçtur. Ayrıca sitemiz Telif Hakları kanuna göre korunmaktadır. Herhangi bir özelliğinin kısmende olsa kullanılması ya da kopyalanması suçtur.
Ne paylaşacaksınız?
Şiir, yazı, kitap ya da ileti için hızlıca ilgili alana geçin.