0
Yorum
1
Beğeni
5,0
Puan
110
Okunma
KÜL VE SÂNİHE
O sabah uyandığımda,
Yastığımda kokun, havada yağmur sonrası sessizliği vardı.
Biliyordum, bir daha kimse bu topraklara böyle rahmetle yağmayacaktı.
Gözlerini açtığında odamıza dolan o aydınlık,
Bana her bakışın, bin yıllık bir karanlığı delen bir ışıl ışıl parıltıydı.
Nasıl geldik biz bu kadar göze?
Hangi haset bakış bu muazzam aşkı kırdı bir kelimede?
Bize yetecek asırları tükettik, sadece bir yüzyıl sürecek derken.
Bahçem hâlá kuru,
Gittiğinden beri gökyüzü oraya hiç küsmedi ama cömert de davranmadı.
Yalnızlık, bu terk edilmiş sahnenin başrolü artık,
Her gün, bıkmadan, aynı sonu tekrar tekrar oynuyor sessizce.
Dün geceden beri kalbim,
Aklımla amansız bir savaşın tam ortasında.
Bir yanı ölü gibi soğuk, diğer yanı umudun harlı ateşiyle kavrulmakta.
Uyan, çünkü her bekleyiş sana bir davettir.
Artık sadece gel bari, bu kuraklığı dindir.
5.0
100% (1)
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.