1
Yorum
1
Beğeni
0,0
Puan
18
Okunma
Hasat Mevsimi: son
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak!
İşte bu mukaddes nida ile yırtıyorum gecenin perdesini,
Zamanın ötesinden, mekânsızlığın içinden geliyorum.
Sana, ilk hecenin doğduğu o ezeli günden,
Yarını olmayan bir ebediyetin bağrından sesleniyorum.
Dudak payını peşin isteyen o yangın söndü artık,
Şimdi geriye sadece, her şeyi yutan o büyük ışık kaldı.
"Sev!" diye fısıldadı o en gizli buyruk, varlığın kalbine,
Mademki bu can ten süzgecinden geçti, sevmek tek farzdır bize.
Gökleri ayakta tutan, yerin damarlarında yürüyen o kutsal güçtür bu;
Sen yokken kuruyan bu çorak toprak, senin sevdanla buldu can suyunu.
Yaratılışın sırlarından sızan o en duru, o en berrak pınardan içtim,
Her şeyi inkâr ettim de bir tek senin kalbindeki o sevgiye biat ettim.
Eğer sevmek bir ibadetse bu yeryüzü mülkünde,
Ben kıyamete dek sürecek o büyük secdeyle geliyorum
"Koru!" dedi o yüce nida, emaneti zayi etme, koru o gizli hazineyi!
Dört büyük nehrin aktığı o tahtın altından devşirdim sesimi;
Bir levhada yazılı olan o en eski emirle geliyorum:
"Oku!" diye haykıran o ilk nefesle,
Tellerden dökülen o en derin sızıyı topladım göğsüme.
Sarsılmaz bir adaleti ruhuma kuşanıp,
O şefkatli, o bağışlayan kutsal rüzgârla esiyorum.
Ve son sözün o eğilmez, o bükülmez mühürlü kapısından geçip,
Bütün mukaddes metinlerin kalbindeki o tek kelimeyi,
O gizli şifreyi, o büyük teslimiyeti getiriyorum.
Gönlün sevgimizin harman yeriyse eğer,
Şimdi o harmanı, göklerin en yüce kelamıyla kutsamaya geliyorum
Ve nihayet, o yasak ağacın gölgesinden sıyrılıp,
Yeryüzüne düşen o ilk gözyaşının izini sürüyorum.
Cennetten sürgün edilen o ilk ruhun,
Yıllar yılı çöllerde yankılanan o mahcup yakarışıyla,
O büyük, o sarsıcı, o tertemiz tövbeyle eğiliyorum önünde.
"Rabbimiz, biz kendimize zulmettik" diyen o ilk itirafın sıcaklığıyla,
Avuçlarımı göğe değil, senin kalbine açıyorum.
Gözyaşım, toprağa düşen o ilk rahmet damlasıdır artık;
Sana dönmek, o kaybedilen cennete yeniden adım atmaktır.
Ne geçmişin yükü kaldı omuzlarımda, ne geleceğin korkusu,
İlk günahın kefaretini bir ömür feda ederek ödedim.
Bütün isimler silindi, bütün destanlar sustu,
Sadece sen kaldın, sadece o ilk tövbenin kabul sancağı...
Hasat bitti, mevsim durdu, zaman eridi;
Ben senin cennetine, o ilk masumiyetle dönüyorum.
Hesabınıza giriş yapın ya da yeni üyelik oluşturun.